Ahmet Şık’tan fon krizi açıklaması: Kontrollü patlatma yapıldı Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve TİP Parti Meclisi ve Bilim Kurulu Üyesi Nazır Kapusuz, yaşanan fon krizine dair kamuoyuna kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, yaşanan sürecin bir 'kontrollü patlatma' niteliği taşıdığını ve bu adımın Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından atıldığını kaydederken, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil ise TBMM çatısı altında bir araştırma komisyonu kurulması ile milletvekilleri ve bakanların mal varlıklarının incelenmesi yönünde çağrı yaptı.
TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve TİP Parti Meclisi ve Bilim Kurulu Üyesi Nazır Kapusuz, 'Fon Skandalı'na ilişkin açıklamalarını parti temsilcilerinin de katılımıyla İstanbul İl Başkanlığı'nda gerçekleştirdi.
TİP Parti Meclisi ve Bilim Kurulu Üyesi Nazır Kapusuz, Pusula bünyesinde yer alan finansal yapıyı 'Matruşka Balon Sistemi' olarak tanımladı. Söz konusu sistemin dünyada herhangi bir eşi ve örneğinin bulunmadığını belirten Kapusuz, yürütülen tasfiye sürecinde hisse sayılarının artırıldığını dile getirdi. Kapusuz açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
“Pusula'nın, bu sistemin 'Matruşka Balon Sistemi' diyebiliriz, dünyada bir eşi benzeri yok, örneği yok bu sistemin. Arada başka bir kapalı fon var, o ne ticaret yapıyor... Şimdi tasfiye masasındakiler ne kadar bu işin gerçeğinin farkında bilmiyorum. Ama en azından siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna şunu duyurabiliriz: Tasfiye masası 100 birimlik hisseyi tasfiye etmeye kalkıştığında karşılığında 150 tane ortak görecek.
Aslında sistem bir yandan da o 100 hisseyi kendi kendine şişiren 150 sistemlik bir birim... Bakın, fiyatların şişirilmesinden bahsetmiyorum. Tasfiye masası nedir? 'Herkes birer tane hisse koydu, 100 kişi katıldı. Masada da 100 tane var, birer tane hissenizi alın gidin' demesidir. Ama buradaki sistem, buradaki varlıkları da sayı olarak artırarak insanların kendi değerlerini, paylarını bile almasını imkânsız hale getirecek inanılmaz bir soygun düzeni kurulmuş.”
Söz konusu sistemin kolay bir şekilde kurulamayacağını belirten Kapusuz, fon işleyişinde yer alan temel koruma mekanizmalarının devreye sokulmadığına işaret etti. 'Haircut' ve 'margin call' adı verilen teknik mekanizmaları detaylandıran Kapusuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Teknik terimler kullanacağım ama 'haircut' diye bir deyim vardır. Yani karşıdaki hisse değer kaybettiği anda teminatın niteliği kesildiği için bir anda bu fonlar arasındaki ilişkinin kopması gerekirdi. Ama kopmadı. 'Margin call' diye bir terim var. Bir fon karşı taraftaki bu teminat eksikliğini görüp tüm parasını anında isteyebilir ve kendi fonunu korumak isteyebilirdi. Ama bu da çalıştırılmadı.”
Fonlar, ilgili şirketler ve kamu kurumları arasında doğrudan ilişkiler ağının yer aldığını belirten Kapusuz, “Çünkü siz burada tüm tarafları aynı yere koyuyorsunuz. Yani gidiyorsunuz, Terra'nın 1'de de hissesi, şeyi var, fonu var, 7'de de var. Kendi arasında ilişki kuruyor, kendisine mal satıyor, veri veriyor. O arada Yatırım Bankası var, o devletten 600 milyon dolar kredi alıyor, bir bono çıkartıyor, o bonoyu tekrar bu sisteme sokuyor. İnanılmaz derecede kamu bankalarının da SPK'nın da içinde olduğu bir sistem kurulmuş” dedi.
TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kriz kamuoyuna yansımadan önce piyasada manipülasyon yapıldığı yönünde açıklamalarda bulunduğunu, bu gelişmenin ardından Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) Tera Portföy şirketine 8,8 milyon lira tutarında idari para cezası uyguladığını hatırlattı. Şık, “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek kriz patlamadan, soygun ifşa olmadan 11 ay önce bir açıklama yaptı 'manipülasyonlar yapılıyor' diye. Bu açıklamadan birkaç ay sonra Sermaye Piyasası Kurulu, Tera Portföy'e mealen 'Yaptığın manipülasyonların farkındayız, bir usulsüzlük var burada' diyerek 8,8 milyon lira idari para cezası kesti” ifadelerini kullandı.
SPK'nin söz konusu manipülasyonu tespit etmesine rağmen gerekli hukuki müdahaleyi gerçekleştirmediğini belirten Şık, “Şimdi manipülasyonu görmüşsünüz, bir soygun düzeni kurulmuş denmişsiniz, bir denetleyici organsınız ve herhangi bir müdahale etmemişsiniz. Buradan dolayı baktığımızda Sermaye Piyasası Kurulu'nun yöneticileri eğer ki bir menfaat ilişkisi yoksa bile her biri görevi ihmalden ve görevi kötüye kullanmaktan sorumludur ve bu dosyanın şüphelisi ve açılacak davada sanığı olmak zorundadır” değerlendirmesinde bulundu.
“Bakın ben bu kriz nasıl patladığını hatırlıyorsunuz değil mi? Bir uluslararası finans kuruluşlarının bir raporuyla. Peki ben burada söylüyorum, bu kontrollü patlatmayı kim yaptı? Ben bu kontrollü patlatmanın Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını iddia ediyorum” diyen Şık, bu konudaki değerlendirmesini şu sözlerle detaylandırdı:
“İlerleyen safhalardaki soygun fark edilince Hazine ve Maliye Bakanlığı şunu gördü: Eğer biz bu kontrollü patlatmayı yapmazsak şu an 20 milyar doların biraz üzerinde olan bu zarar, 6 ay sonra 100 milyar dolara çıkabilir. Yaşanan iktisadi krizle de bağlantılandırdığınızda çok daha büyük bir çığ düşeceğini görerek kontrollü bir patlatma yapılmıştır.”
Önceki dönem SPK Başkanı Ömer Gönül'ün görevden alınma sürecinin engellendiğini dile getiren Şık, “Daha önceki SPK Başkanı olan Ömer Gönül'ü ısrarla görevden almak isteyen Mehmet Şimşek'i kim engellemiştir? Bakın bu bir soru. Kimin engellediğini bulursanız bu soygun düzeninin içerisindeki isme de ulaşmanız, beyin takımına ulaşmanız mümkün. Ben kişisel kanaatimi söyleyeceğim; Mehmet Şimşek'in elbette sorumluluğu var ama bu soygun çetesinin içerisinde olduğunu düşünmediğim bir isim olduğuna inanmak istiyorum” şeklinde konuştu.
Soruşturma sürecinin çerçevesinin genişletilmesi gerektiğini söyleyen Şık, “Ama çıkıp eğer gerçekten kamuoyuna çizdiği imaj gibi dürüst bir bürokrat ise bu krizin nereden kaynaklandığını, kimlerin sorumlu olduğunu açıklaması bu ülkede yaşayan herkese sorumluluğudur, borcudur” ifadelerini kullandı.
Fon bünyesinde yaşanan parasal kayıpların kamu kaynakları vasıtasıyla telafi edilmeye çalışıldığı yönündeki iddialara tepki gösteren Şık, “Şimdi Varlık Fonu veya devletin başka kaynaklarıyla gariban yatırımcının kaybettiği paraların karşılanmaya çalışıldığı düşünülüyor. Ya bu soygunu engelleseydiniz böyle bir şey olmayacaktı. Kamuya bir kere yük binmeyecekti” dedi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşine ait belgelerin resmi bir kaynak tarafından YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre'ye iletildiğini belirten Şık, “İddia ediyorum, Adalet Bakanlığı bürokrasisi içerisinden bir kaynak tarafından gönderildi. O kaynağın Adalet Bakanlığıyla bir ilgisi var mı” sorusunu yöneltti. Şık, yürütülen soruşturmanın boyutlarına ilişkin ise “Peki, böyle yatay büyütülen bir soruşturma dikey olarak araştırılmaya başlandığında siyasetten, bürokrasiden kimlerin ismi karışacak? Bu engellenmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.
Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla gözaltına alınan Erdin Özel'in adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına değinen Şık, Özel hakkındaki incelemelerin derinleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Eğer Erdin Özel doğru şekilde araştırılırsa; telefonlarının, mesaj kayıtlarının, her türlü dijital iletişimin soruşturması layıkıyla yapılırsa biz daha çok fazla Fatma Betül Sayan Kaya olduğunu göreceğiz” dedi.
Süreçte adı geçen Hayrettin Koç'un kurduğu ilişkilerin de titizlikle araştırılması gerektiğine dikkat çeken Şık, değerlendirmelerini şu şekilde sürdürdü:
“Erdin Özel'in, daha önce soru önergemizde belirttiğimiz bürokrasi içerisinden birtakım isimlerle de ilişkisi olduğu iddia edilen Hayrettin Koç ile bir ilişkisi var mıdır? Hayrettin Koç'un yine AKP bürokrasisi ve devlet bürokrasisindeki kimlerle ilişkide olduğu, bir mafya grubuyla da ilgisi olduğu araştırılabilecek midir?
Dolayısıyla Erdin Özel'in ilişkilerinin irdelenmesi, özellikle Tera Yatırım Fonu'nun yurt dışındaki, vergi cenneti olarak bilinen kimi yerlerde bankası olup olmadığı araştırılmalıdır. Tera fonlarındaki yabancı kurum adına tutulan payların oranı ve hangi kurum adına tutulduğunu ortaya çıkarmak bir zorunluluktur; çünkü vurgunun büyüğü bu şekilde yapıldı. İlgili fonlarının, yani bu şişirilen vs. portföy dökümleri, saklama kuruluşu olarak bilinen Takasbank kayıtları ve iade taleplerinin detayları kamuoyuyla paylaşılması bir zorunluluktur; çünkü şeffaflaştırılmalıdır soruşturma.”
Ahmet Şık, 28 Ağustos 2026 tarihindeki yasal düzenlemelerden önce fon sisteminden çıkış gerçekleştiren büyük yatırımcıların isimlerinin kamuoyuna açıklanmasını talep ederek, “Bu kişilerin Bakanlık düzeyiyle, ilgili bakanlıklar düzeyiyle herhangi bir yakınlığı var mıdır” diye sordu.
TBMM bünyesinde fon krizine dair özel bir araştırma komisyonunun kurulması gerektiğinin altını çizen Şık, “Bir 'de facto' komisyon kurarak muhalefet partilerinin üyelerinden, bu işin uzmanı olan iktisatçılar, hukukçular ve bu tür araştırmalara vakıf kişilerle kurulacak bir komisyonla yurttaşın gerçekten hakkını savunan ve bütün mevzuyu özetleyen ve soygun düzeninin çarkında kimler var ise ifşa edebilen bir komisyon çalışması yapmak üzere buradan çağrıda bulunuyorum” dedi.
TİP İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, Türkiye İşçi Partisi'nin konuya ilişkin resmi taleplerini sıraladı. Kadıgil, TBMM bünyesinde yaşanan fon krizinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla bağımsız bir komisyon oluşturulması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
“TBMM bünyesinde 'Tera-Pusula-Ankara', yani özetle TPA suç örgütü dediğimiz suç örgütünü araştırmak üzere bir komisyon kurulmalı. TPA suç örgütü mensubu tüm milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren bürokratlar, bakanlık çalışanları, siyasi parti yöneticilerinin yapmış oldukları işlemlere dair bilgi ve belgeler kurulacak komisyonlarla doğrudan paylaşılmalıdır.”
Fon hareketlerine ilişkin tüm işlem kayıtlarının şeffaf biçimde açıklanması çağrısında bulunan Kadıgil, “Burada kimin ne işlem yaptığı, hangi tarihte kaç para yatırdığı, hangi tarihte kaç para çektiği, kimin bu fon çılgınlığı başlamadan hemen önce görevlerinden affını istediği, kimin bu çöküş başlamadan hemen önce cebine milyarlarca lira para koyup gittiği sabit. Bunu siz biliyorsunuz, bunu henüz biz bilmiyoruz. Bu organize suç içerisinde kaç tane daha Fatma Betül Sayan Kaya olduğunu anlamamız için başta AKP olmak üzere tüm üst düzey yöneticilerin ve siyasilerin SPK işlemleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır” diye konuştu.
Son beş dönem boyunca TBMM'de görev alan milletvekilleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bünyesinde görev yapan tüm bakanların mal varlıklarının incelenmesi amacıyla özel bir komisyon kurulmasını öneren Kadıgil, “Meclis'in içerisinde görev alan, son 5 dönemdir görev alan tüm milletvekillerinin, bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen ucube sistemin içerisinde görev yapan tüm bakanların mal varlıklarını araştırmak üzere bir komisyon kuralım” çağrısında bulundu. Kadıgil, söz konusu komisyonda bağımsız gözlemcilerin de yer alması gerektiğini belirtti.
Sera Kadıgil, yaşanan fon vurgununa ilişkin her türlü bilgi ve belgenin ihbar@tip.org.tr e-posta adresi üzerinden kendileriyle paylaşılabileceğini ifade ederek, “Halkın parasına, 5 kuruşuna el uzatmamış insanlar olarak el uzatanlarla mücadele etmek bizim bir muhalefet partisi olarak, bizim bu ülkenin devrimcileri olarak boynumuzun borcudur” dedi.
TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve TİP Parti Meclisi ve Bilim Kurulu Üyesi Nazır Kapusuz, 'Fon Skandalı'na ilişkin açıklamalarını parti temsilcilerinin de katılımıyla İstanbul İl Başkanlığı'nda gerçekleştirdi.
TİP Parti Meclisi ve Bilim Kurulu Üyesi Nazır Kapusuz, Pusula bünyesinde yer alan finansal yapıyı 'Matruşka Balon Sistemi' olarak tanımladı. Söz konusu sistemin dünyada herhangi bir eşi ve örneğinin bulunmadığını belirten Kapusuz, yürütülen tasfiye sürecinde hisse sayılarının artırıldığını dile getirdi. Kapusuz açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
“Pusula'nın, bu sistemin 'Matruşka Balon Sistemi' diyebiliriz, dünyada bir eşi benzeri yok, örneği yok bu sistemin. Arada başka bir kapalı fon var, o ne ticaret yapıyor... Şimdi tasfiye masasındakiler ne kadar bu işin gerçeğinin farkında bilmiyorum. Ama en azından siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna şunu duyurabiliriz: Tasfiye masası 100 birimlik hisseyi tasfiye etmeye kalkıştığında karşılığında 150 tane ortak görecek.
Aslında sistem bir yandan da o 100 hisseyi kendi kendine şişiren 150 sistemlik bir birim... Bakın, fiyatların şişirilmesinden bahsetmiyorum. Tasfiye masası nedir? 'Herkes birer tane hisse koydu, 100 kişi katıldı. Masada da 100 tane var, birer tane hissenizi alın gidin' demesidir. Ama buradaki sistem, buradaki varlıkları da sayı olarak artırarak insanların kendi değerlerini, paylarını bile almasını imkânsız hale getirecek inanılmaz bir soygun düzeni kurulmuş.”
Söz konusu sistemin kolay bir şekilde kurulamayacağını belirten Kapusuz, fon işleyişinde yer alan temel koruma mekanizmalarının devreye sokulmadığına işaret etti. 'Haircut' ve 'margin call' adı verilen teknik mekanizmaları detaylandıran Kapusuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Teknik terimler kullanacağım ama 'haircut' diye bir deyim vardır. Yani karşıdaki hisse değer kaybettiği anda teminatın niteliği kesildiği için bir anda bu fonlar arasındaki ilişkinin kopması gerekirdi. Ama kopmadı. 'Margin call' diye bir terim var. Bir fon karşı taraftaki bu teminat eksikliğini görüp tüm parasını anında isteyebilir ve kendi fonunu korumak isteyebilirdi. Ama bu da çalıştırılmadı.”
Fonlar, ilgili şirketler ve kamu kurumları arasında doğrudan ilişkiler ağının yer aldığını belirten Kapusuz, “Çünkü siz burada tüm tarafları aynı yere koyuyorsunuz. Yani gidiyorsunuz, Terra'nın 1'de de hissesi, şeyi var, fonu var, 7'de de var. Kendi arasında ilişki kuruyor, kendisine mal satıyor, veri veriyor. O arada Yatırım Bankası var, o devletten 600 milyon dolar kredi alıyor, bir bono çıkartıyor, o bonoyu tekrar bu sisteme sokuyor. İnanılmaz derecede kamu bankalarının da SPK'nın da içinde olduğu bir sistem kurulmuş” dedi.
SPK MANİPÜLASYONU GÖRDÜĞÜ HALDE MÜDAHALE ETMEDİ
TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kriz kamuoyuna yansımadan önce piyasada manipülasyon yapıldığı yönünde açıklamalarda bulunduğunu, bu gelişmenin ardından Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) Tera Portföy şirketine 8,8 milyon lira tutarında idari para cezası uyguladığını hatırlattı. Şık, “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek kriz patlamadan, soygun ifşa olmadan 11 ay önce bir açıklama yaptı 'manipülasyonlar yapılıyor' diye. Bu açıklamadan birkaç ay sonra Sermaye Piyasası Kurulu, Tera Portföy'e mealen 'Yaptığın manipülasyonların farkındayız, bir usulsüzlük var burada' diyerek 8,8 milyon lira idari para cezası kesti” ifadelerini kullandı.
SPK'nin söz konusu manipülasyonu tespit etmesine rağmen gerekli hukuki müdahaleyi gerçekleştirmediğini belirten Şık, “Şimdi manipülasyonu görmüşsünüz, bir soygun düzeni kurulmuş denmişsiniz, bir denetleyici organsınız ve herhangi bir müdahale etmemişsiniz. Buradan dolayı baktığımızda Sermaye Piyasası Kurulu'nun yöneticileri eğer ki bir menfaat ilişkisi yoksa bile her biri görevi ihmalden ve görevi kötüye kullanmaktan sorumludur ve bu dosyanın şüphelisi ve açılacak davada sanığı olmak zorundadır” değerlendirmesinde bulundu.
BU KONTROLLÜ PATLATMANIN HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI TARAFINDAN YAPILDIĞINI İFADE EDİYORUM
“Bakın ben bu kriz nasıl patladığını hatırlıyorsunuz değil mi? Bir uluslararası finans kuruluşlarının bir raporuyla. Peki ben burada söylüyorum, bu kontrollü patlatmayı kim yaptı? Ben bu kontrollü patlatmanın Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını iddia ediyorum” diyen Şık, bu konudaki değerlendirmesini şu sözlerle detaylandırdı:
“İlerleyen safhalardaki soygun fark edilince Hazine ve Maliye Bakanlığı şunu gördü: Eğer biz bu kontrollü patlatmayı yapmazsak şu an 20 milyar doların biraz üzerinde olan bu zarar, 6 ay sonra 100 milyar dolara çıkabilir. Yaşanan iktisadi krizle de bağlantılandırdığınızda çok daha büyük bir çığ düşeceğini görerek kontrollü bir patlatma yapılmıştır.”
Önceki dönem SPK Başkanı Ömer Gönül'ün görevden alınma sürecinin engellendiğini dile getiren Şık, “Daha önceki SPK Başkanı olan Ömer Gönül'ü ısrarla görevden almak isteyen Mehmet Şimşek'i kim engellemiştir? Bakın bu bir soru. Kimin engellediğini bulursanız bu soygun düzeninin içerisindeki isme de ulaşmanız, beyin takımına ulaşmanız mümkün. Ben kişisel kanaatimi söyleyeceğim; Mehmet Şimşek'in elbette sorumluluğu var ama bu soygun çetesinin içerisinde olduğunu düşünmediğim bir isim olduğuna inanmak istiyorum” şeklinde konuştu.
Soruşturma sürecinin çerçevesinin genişletilmesi gerektiğini söyleyen Şık, “Ama çıkıp eğer gerçekten kamuoyuna çizdiği imaj gibi dürüst bir bürokrat ise bu krizin nereden kaynaklandığını, kimlerin sorumlu olduğunu açıklaması bu ülkede yaşayan herkese sorumluluğudur, borcudur” ifadelerini kullandı.
TASFİYE MASASINDA KAMUYA BİR KERE YÜK BİNMEMESİ GEREKİYORDU
Fon bünyesinde yaşanan parasal kayıpların kamu kaynakları vasıtasıyla telafi edilmeye çalışıldığı yönündeki iddialara tepki gösteren Şık, “Şimdi Varlık Fonu veya devletin başka kaynaklarıyla gariban yatırımcının kaybettiği paraların karşılanmaya çalışıldığı düşünülüyor. Ya bu soygunu engelleseydiniz böyle bir şey olmayacaktı. Kamuya bir kere yük binmeyecekti” dedi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşine ait belgelerin resmi bir kaynak tarafından YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre'ye iletildiğini belirten Şık, “İddia ediyorum, Adalet Bakanlığı bürokrasisi içerisinden bir kaynak tarafından gönderildi. O kaynağın Adalet Bakanlığıyla bir ilgisi var mı” sorusunu yöneltti. Şık, yürütülen soruşturmanın boyutlarına ilişkin ise “Peki, böyle yatay büyütülen bir soruşturma dikey olarak araştırılmaya başlandığında siyasetten, bürokrasiden kimlerin ismi karışacak? Bu engellenmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.
ERDİN ÖZEL'İN İLİŞKİLERİ İRDELENMELİ
Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla gözaltına alınan Erdin Özel'in adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına değinen Şık, Özel hakkındaki incelemelerin derinleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Eğer Erdin Özel doğru şekilde araştırılırsa; telefonlarının, mesaj kayıtlarının, her türlü dijital iletişimin soruşturması layıkıyla yapılırsa biz daha çok fazla Fatma Betül Sayan Kaya olduğunu göreceğiz” dedi.
Süreçte adı geçen Hayrettin Koç'un kurduğu ilişkilerin de titizlikle araştırılması gerektiğine dikkat çeken Şık, değerlendirmelerini şu şekilde sürdürdü:
“Erdin Özel'in, daha önce soru önergemizde belirttiğimiz bürokrasi içerisinden birtakım isimlerle de ilişkisi olduğu iddia edilen Hayrettin Koç ile bir ilişkisi var mıdır? Hayrettin Koç'un yine AKP bürokrasisi ve devlet bürokrasisindeki kimlerle ilişkide olduğu, bir mafya grubuyla da ilgisi olduğu araştırılabilecek midir?
Dolayısıyla Erdin Özel'in ilişkilerinin irdelenmesi, özellikle Tera Yatırım Fonu'nun yurt dışındaki, vergi cenneti olarak bilinen kimi yerlerde bankası olup olmadığı araştırılmalıdır. Tera fonlarındaki yabancı kurum adına tutulan payların oranı ve hangi kurum adına tutulduğunu ortaya çıkarmak bir zorunluluktur; çünkü vurgunun büyüğü bu şekilde yapıldı. İlgili fonlarının, yani bu şişirilen vs. portföy dökümleri, saklama kuruluşu olarak bilinen Takasbank kayıtları ve iade taleplerinin detayları kamuoyuyla paylaşılması bir zorunluluktur; çünkü şeffaflaştırılmalıdır soruşturma.”
Ahmet Şık, 28 Ağustos 2026 tarihindeki yasal düzenlemelerden önce fon sisteminden çıkış gerçekleştiren büyük yatırımcıların isimlerinin kamuoyuna açıklanmasını talep ederek, “Bu kişilerin Bakanlık düzeyiyle, ilgili bakanlıklar düzeyiyle herhangi bir yakınlığı var mıdır” diye sordu.
TBMM bünyesinde fon krizine dair özel bir araştırma komisyonunun kurulması gerektiğinin altını çizen Şık, “Bir 'de facto' komisyon kurarak muhalefet partilerinin üyelerinden, bu işin uzmanı olan iktisatçılar, hukukçular ve bu tür araştırmalara vakıf kişilerle kurulacak bir komisyonla yurttaşın gerçekten hakkını savunan ve bütün mevzuyu özetleyen ve soygun düzeninin çarkında kimler var ise ifşa edebilen bir komisyon çalışması yapmak üzere buradan çağrıda bulunuyorum” dedi.
KADIGİL: TBMM BÜNYESİNDE KOMİSYON KURULMALI
TİP İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, Türkiye İşçi Partisi'nin konuya ilişkin resmi taleplerini sıraladı. Kadıgil, TBMM bünyesinde yaşanan fon krizinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla bağımsız bir komisyon oluşturulması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
“TBMM bünyesinde 'Tera-Pusula-Ankara', yani özetle TPA suç örgütü dediğimiz suç örgütünü araştırmak üzere bir komisyon kurulmalı. TPA suç örgütü mensubu tüm milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren bürokratlar, bakanlık çalışanları, siyasi parti yöneticilerinin yapmış oldukları işlemlere dair bilgi ve belgeler kurulacak komisyonlarla doğrudan paylaşılmalıdır.”
Fon hareketlerine ilişkin tüm işlem kayıtlarının şeffaf biçimde açıklanması çağrısında bulunan Kadıgil, “Burada kimin ne işlem yaptığı, hangi tarihte kaç para yatırdığı, hangi tarihte kaç para çektiği, kimin bu fon çılgınlığı başlamadan hemen önce görevlerinden affını istediği, kimin bu çöküş başlamadan hemen önce cebine milyarlarca lira para koyup gittiği sabit. Bunu siz biliyorsunuz, bunu henüz biz bilmiyoruz. Bu organize suç içerisinde kaç tane daha Fatma Betül Sayan Kaya olduğunu anlamamız için başta AKP olmak üzere tüm üst düzey yöneticilerin ve siyasilerin SPK işlemleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır” diye konuştu.
MİLLETVEKİLLERİNİN VE BAKANLARIN MAL VARLIKLARINI ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURALIM
Son beş dönem boyunca TBMM'de görev alan milletvekilleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bünyesinde görev yapan tüm bakanların mal varlıklarının incelenmesi amacıyla özel bir komisyon kurulmasını öneren Kadıgil, “Meclis'in içerisinde görev alan, son 5 dönemdir görev alan tüm milletvekillerinin, bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen ucube sistemin içerisinde görev yapan tüm bakanların mal varlıklarını araştırmak üzere bir komisyon kuralım” çağrısında bulundu. Kadıgil, söz konusu komisyonda bağımsız gözlemcilerin de yer alması gerektiğini belirtti.
Sera Kadıgil, yaşanan fon vurgununa ilişkin her türlü bilgi ve belgenin ihbar@tip.org.tr e-posta adresi üzerinden kendileriyle paylaşılabileceğini ifade ederek, “Halkın parasına, 5 kuruşuna el uzatmamış insanlar olarak el uzatanlarla mücadele etmek bizim bir muhalefet partisi olarak, bizim bu ülkenin devrimcileri olarak boynumuzun borcudur” dedi.