AYM'den "ekonomik kriz" protestosunda gözaltına alınan avukatın başvurusunda ihlali kararı

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan WMbul
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
AYM'den "ekonomik kriz" protestosunda gözaltına alınan avukatın başvurusunda ihlali kararı Anayasa Mahkemesi (AYM), Çanakkale'de gerçekleştirilen ekonomik kriz protestosu sırasında gözaltına alınan avukat İlayda Kocabaş Güner'in, polisler hakkında yaptığı şikayete takipsizlik kararı verilmesi sebebiyle gerçekleştirdiği bireysel başvuruda kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetti.

Yüksek Mahkeme, başvurucu Güner hakkında yeniden soruşturma yürütülmesi amacıyla dosyanın Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve başvurucuya 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine oybirliğiyle karar verdi. AYM kararının gerekçesinde, "Kolluktaki tutanaklarının tek başına karara esas alınması soruşturmanın bağımsızlığını zedeler" ifadesine yer verildi.

Çanakkale'de 24 Kasım 2021 tarihinde "ekonomik krizi" protesto etmek amacıyla düzenlenen yürüyüş sırasında, aralarında avukat İlayda Kocabaş Güner'in de bulunduğu 14 kişi gözaltına alındı. Kocabaş Güner, avukat olduğunun anlaşılmasının ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.

Avukat Güner, şikayet dilekçesinde ve savcılık ifadesinde, "ekonomik kriz" protestosunda yaşlı vatandaşlara yönelik "kötü muameleyi engellemek" amacıyla avukat kimliğiyle müdahalede bulunduğunu, avukat olduğunu beyan etmesine karşın zor kullanılarak gözaltına alındığını ve iki kadın polis memuru tarafından kolları sıkılarak gözaltı aracına götürüldüğünü kaydetti.

Avukat İlayda Kocabaş Güner, gözaltı aracına bindirildiği sırada "sivil kıyafetli bir erkek polisin kendisini tehdit ettiğini, araçtaki bir kadın polisin ise hakaret ederek arkasından boğazına sarıldığını" belirtti. Güner ayrıca sağlık kontrolünün yüzeysel yapıldığını ve yaklaşık üç saat boyunca gözaltı aracında bekletildiğini bildirdi.

Düzenlenen adli muayene raporunda, avukatın her iki bileğinde hassasiyet bulgusunun yer aldığı ve yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğu belirtildi.

MOBESE kayıtlarında ise avukatın uyarılara rağmen müdahale alanından uzaklaşmaması üzerine iki kadın polis memuru tarafından kolluk aracına götürüldüğü görülürken, aynı süreçte gözaltına alınan D.Ö. de kolluktaki beyanında bir kadın polis memurunun avukata vurduğunu ve başını cama çarptığını ifade etti.

BAŞSAVCILIK KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERDİ​


Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı, "adli muayene raporunda boyun bölgesinde yaralanma tespit edilmemesi, yalnızca her iki bilekte hassasiyet bulgusuna yer verilmesi, kamera kayıtlarında hakaret veya tehdit içerikli bir davranışın saptanamaması ve müştekinin iddialarını destekleyen tanık beyanı veya başka somut delil bulunmaması" gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Başsavcılık, kolluk görevlilerinin zor kullanma yetkisini aştığına veya görevlerini kötüye kullandığına ilişkin yeterli emare bulunmadığını, tehdit ve hakaret suçları yönünden de kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte delil olmadığını kaydetti.

Karara yönelik yapılan itirazın Çanakkale 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmesi üzerine avukat İlayda Kocabaş Güner, "kötü muamele yasağının ihlal edildiği" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.

KÖTÜ MUAMELE YASAĞININ USUL BOYUTU İHLAL EDİLDİ​


Yüksek Mahkeme, avukatın başvurusunu yaklaşık 4,5 yıl sonra karara bağlayarak, "kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine" hükmetti.

Mahkeme, yeniden soruşturma yapılması için dosyanın Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve başvurucuya 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine oybirliğiyle karar verdi.

AYM'nin gerekçesinde, başvurucu avukat hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçu kapsamında yürütülen soruşturmada, genel adli muayene raporunda her iki bileğinde hassasiyet bulgusuna yer verildiği, diğer yaralanmaları için ayrıca adli tıp raporu almadığı aktarıldı. Kararda, aynı olayda yakalanan D.Ö'nün olayın hemen ardından verdiği ifadede, "bir kadın polis memurunun başvurucuya vurduğunu ve başını cama çarptığını söylediği" hatırlatıldı.

D.Ö'nün beyanının olayın hemen ardından ve başka bir soruşturma kapsamında alınmış olmasının önemine dikkat çekilen gerekçede şöyle denildi:

"Dosyada D.Ö'nün beyanını verdiği sırada başvurucunun daha sonra ileri sürdüğü kötü muamele iddiasından haberdar olduğunu gösteren herhangi bir bilgi de bulunmamaktadır. Bu itibarla söz konusu beyan, başvurucunun anlatımından bağımsız biçimde ortaya çıkmış, bu anlatımı doğrular nitelikte ve soruşturma bakımından özel önem taşıyan bir delildir. Elde edilen deliller değerlendirildiğinde başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır"

GEREKÇEDE TANIK DİNLENMEMESİ VE TEŞHİS YAPILMAMASI ELEŞTİRİLDİ​


Gerekçeli kararda, Başsavcılığın şikayet üzerine soruşturma başlatarak başvurucunun ifadesine başvurması ve ilgili soruşturma evrakını celbetmesinin olumlu adımlar olduğu, ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için zorunlu usuli işlemlerin ihmal edildiği belirtildi. AYM'nin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:

"Bu doğrultuda olayın gerçekleşme koşullarının şüpheye yer bırakmayacak biçimde tespiti için herhangi bir tanık araştırması yapılmamış, başvurucunun iddialarını doğrudan destekleyen ve olaya ilişkin görgüsü ilk dosyada açıkça yer alan D.Ö'nün bu soruşturma kapsamında ifadesine başvurulmamıştır. Bunun yanı sıra başvurucuya müdahalede bulunduğu ileri sürülen kolluk görevlilerinin kimliklerinin tespiti ve beyanlarının alınması yönünde somut bir adım atılmadığı gibi başvurucunun açıkça yapabileceğini belirttiği teşhis işlemi de gerçekleştirilmemiştir. Ayrıca iddiaların odağında yer alan kolluk aracı da dahil olmak üzere olayın gerçekleştiği tüm alanları kapsayan özgü ve kapsamlı bir kamera araştırmasının yapılmadığı anlaşılmıştır."

KOLLUK TUTANAKLARININ TEK BAŞINA ESAS ALINMASI BAĞIMSIZLIĞI ZEDELER​


Yüksek Mahkeme, Başsavcılığın kolluk görevlilerince düzenlenen belgelerin doğruluğunu bağımsız unsurlarla araştırmadan, yalnızca başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasındaki verilere dayanarak takipsizlik kararı verdiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Oysa olayın şüphelisi konumundaki kişilerce düzenlenen, doğruluğu denetlenmeyen ve başkaca bağımsız somut delillerle desteklenmeyen tutanakların tek başına karara esas alınması soruşturmanın bağımsızlığını zedeler. Başsavcılık kararında, polis memurlarının görevlerinin gerektirdiği ölçüde orantılı güç kullandıkları değerlendirilmiş ise de başvurucunun kendisine karşı güç kullanılmasını gerektirecek hangi somut, saldırgan veya direnç içeren davranışta bulunduğu açıklanmadığı gibi D.Ö'nün aksi yöndeki önemli beyanları da tamamen değerlendirmesiz bırakılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun iddiaları hakkında yürütülen ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının gerektirdiği etkililikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Anayasa'da güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst