Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç: Haber yazdığı için gazeteci hapse atılamaz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından Cağaloğlu’ndaki merkez binasında düzenlenen 44. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri töreninde ödüle layık görülen Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazetecilerin yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek suçlanmasına ve şafak operasyonlarıyla gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Meslekte geçirdiği 52 yıllık birikimi katılımcılarla paylaşan Türenç, gazeteciliğin halkın doğru haber alma hakkı için yapıldığını belirterek, “Haber yazdığı için gazeteci hapse atılamaz” dedi.
TGC’nin Cağaloğlu’ndaki merkez binasında gerçekleştirilen törende, meslekte 50 yılını dolduran ve Türk basınına uzun yıllar boyunca katkı sunan gazeteciler ödüllendirildi. Törene Samsun, Muş ve Adıyaman gazeteciler cemiyetlerinin başkanları, Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyeleri Sumru Sayar ve Mehmet Yazıcı, basın meslek örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda gazeteci katıldı.
Açılışta konuşan Burhan Felek’in yeğeni ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Okşan Atasoy, Felek’in mizahı bir yaşam felsefesi olarak benimsediğini söyledi. Atasoy, usta gazetecinin yazılarında birçok konuyu mizah yoluyla ele aldığını anlattı.
Ödülünü TGC Başkanı Vahap Munyar’ın elinden alan Pınar Türenç, konuşmasına Burhan Felek’i anarak başladı. Tufan Türenç ile evlendikten sonra İzmir’den İstanbul’a gelişini anlatan Türenç, Milliyet gazetesinin kapısından girdiğinde duyduğu heyecanı paylaştı.
İzmir Milliyet’teki dört yıllık görevinin ardından İstanbul’da mesleğini sürdürdüğünü belirten Türenç, dönemin usta gazetecileri arasında genç bir gazeteci olarak yer almanın kendisi için taşıdığı önemi dile getirdi. Abdi İpekçi ile görüşmesini de hatırlatan Türenç, İpekçi’nin kendisine istihbarat servisinde görev yapacağını söylediğini aktardı.
Gazetecilikte geride bıraktığı yıllara ilişkin “Bu mesleği iyi ki yaptım” diyen Türenç, bugün yaşananlar karşısında ise büyük acı ve üzüntü duyduğunu söyledi. Hayatlarını adadıkları mesleğin geldiği noktayı kabul etmediklerini ifade etti.
Konuşmasında gazetecilerin haberleri nedeniyle hedef alınmasına karşı çıkan Türenç, mesleki faaliyetlerin suç gibi gösterilemeyeceğini belirtti. Gazetecilerin sabaha karşı evlerinden alınmasına tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“Haber yazdığı için gazeteci hapse atılamaz. Haber yazdığı için sabaha karşı evinden, şafak operasyonuyla hiçbir gazeteci alınamaz ve haber peşinde koştuğu için hiçbir gazeteci suçlanamaz.”
Türenç, baskılara rağmen gazeteciliğin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Mesleğin temelinde toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkının bulunduğunu vurgulayarak, “Çünkü bu meslek halkın haber alma hakkı için yapılmaktadır. Kutsal bir meslektir” dedi.
Kamuoyunda “sansür yasası” olarak anılan düzenlemenin hazırlık sürecinde, medya kuruluşları adına Mecliste görüşmeler yaptığını hatırlatan Türenç, o dönemde dile getirdikleri kaygıları anlattı. Düzenlemenin muğlak olduğunu ve gazeteciliği karanlığa iteceğini söylediklerini belirtti.
Kendilerine yasanın gazetecilere yönelik uygulanmayacağının ifade edildiğini aktaran Türenç, konuşmasında TCK 217/A maddesinin gazeteciler üzerindeki etkilerine itiraz etti. “Bugün 217/A’nın pençesinde kıvranıyoruz” sözleriyle eleştirisini dile getirdi. Gazetecilerin korkmadan ve yılmadan görevlerini yapmaları gerektiğini söyleyen Türenç, “Şafak baskını mı, eyvallah. Hapishane mi, eyvallah. Ne istiyorlarsa yapılsın; bunlara katlanılıp bu meslek yapılacak” ifadelerini kullandı.
Pınar Türenç, ödülünü yalnızca kendi meslek yaşamının bir karşılığı olarak görmediğini belirtti. Konuşmasında Murat Ağırel ve İsmail Saymaz’ın isimlerini anarak ödülü tutuklu, gözaltındaki ve ev hapsindeki gazeteciler adına aldığını söyledi.
Meslektaşlarının yeniden aralarına döneceğine inandığını dile getiren Türenç, yaşananların sorumlularının bu utancı taşıyacağını ifade etti. Konuşmasını katılımcılara sevgi ve saygılarını sunarak tamamladı. Törende, Türenç’in yanı sıra Türk basınına uzun yıllar emek veren gazetecilere de hizmet ödülleri takdim edildi.
Ödüle layık görülen diğer isimler şöyle sıralandı: Ahmet Özçelik, Altan Çakıroğlu, Avni Özgürel, Ayhan Temizsoy, Belma Aksun, Cahit Çataloğlu, Cengiz Tokgöz, Emel Uygur, Esat Yılmaer, Füsun Arsan, Hacı Mehmet Gelir, Hüseyin Başusta, Hüseyin Yücel Telören, İlker Yasin, Kenan Mortan, Meral Tamer, Mustafa Bağdiken, Nevret Yüksel, Orhan Uğuroğlu, Osman Hakan Kiracı, Rengin Uz, Sebla Özveren, Sefer Bilirgen, Semih Poroy, Suat Gezgin, Turgay Gözdereliler, Yalman Özgüner ve Yüksel Uysal.
TGC’nin Cağaloğlu’ndaki merkez binasında gerçekleştirilen törende, meslekte 50 yılını dolduran ve Türk basınına uzun yıllar boyunca katkı sunan gazeteciler ödüllendirildi. Törene Samsun, Muş ve Adıyaman gazeteciler cemiyetlerinin başkanları, Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyeleri Sumru Sayar ve Mehmet Yazıcı, basın meslek örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda gazeteci katıldı.
Açılışta konuşan Burhan Felek’in yeğeni ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Okşan Atasoy, Felek’in mizahı bir yaşam felsefesi olarak benimsediğini söyledi. Atasoy, usta gazetecinin yazılarında birçok konuyu mizah yoluyla ele aldığını anlattı.
İZMİR’DEN BABIALİ’YE UZANAN 52 YIL
Ödülünü TGC Başkanı Vahap Munyar’ın elinden alan Pınar Türenç, konuşmasına Burhan Felek’i anarak başladı. Tufan Türenç ile evlendikten sonra İzmir’den İstanbul’a gelişini anlatan Türenç, Milliyet gazetesinin kapısından girdiğinde duyduğu heyecanı paylaştı.
İzmir Milliyet’teki dört yıllık görevinin ardından İstanbul’da mesleğini sürdürdüğünü belirten Türenç, dönemin usta gazetecileri arasında genç bir gazeteci olarak yer almanın kendisi için taşıdığı önemi dile getirdi. Abdi İpekçi ile görüşmesini de hatırlatan Türenç, İpekçi’nin kendisine istihbarat servisinde görev yapacağını söylediğini aktardı.
Gazetecilikte geride bıraktığı yıllara ilişkin “Bu mesleği iyi ki yaptım” diyen Türenç, bugün yaşananlar karşısında ise büyük acı ve üzüntü duyduğunu söyledi. Hayatlarını adadıkları mesleğin geldiği noktayı kabul etmediklerini ifade etti.
HABER PEŞİNDE KOŞMAK SUÇLANAMAZ
Konuşmasında gazetecilerin haberleri nedeniyle hedef alınmasına karşı çıkan Türenç, mesleki faaliyetlerin suç gibi gösterilemeyeceğini belirtti. Gazetecilerin sabaha karşı evlerinden alınmasına tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“Haber yazdığı için gazeteci hapse atılamaz. Haber yazdığı için sabaha karşı evinden, şafak operasyonuyla hiçbir gazeteci alınamaz ve haber peşinde koştuğu için hiçbir gazeteci suçlanamaz.”
Türenç, baskılara rağmen gazeteciliğin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Mesleğin temelinde toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkının bulunduğunu vurgulayarak, “Çünkü bu meslek halkın haber alma hakkı için yapılmaktadır. Kutsal bir meslektir” dedi.
TCK 217/A ELEŞTİRİSİ
Kamuoyunda “sansür yasası” olarak anılan düzenlemenin hazırlık sürecinde, medya kuruluşları adına Mecliste görüşmeler yaptığını hatırlatan Türenç, o dönemde dile getirdikleri kaygıları anlattı. Düzenlemenin muğlak olduğunu ve gazeteciliği karanlığa iteceğini söylediklerini belirtti.
Kendilerine yasanın gazetecilere yönelik uygulanmayacağının ifade edildiğini aktaran Türenç, konuşmasında TCK 217/A maddesinin gazeteciler üzerindeki etkilerine itiraz etti. “Bugün 217/A’nın pençesinde kıvranıyoruz” sözleriyle eleştirisini dile getirdi. Gazetecilerin korkmadan ve yılmadan görevlerini yapmaları gerektiğini söyleyen Türenç, “Şafak baskını mı, eyvallah. Hapishane mi, eyvallah. Ne istiyorlarsa yapılsın; bunlara katlanılıp bu meslek yapılacak” ifadelerini kullandı.
ÖDÜLÜNÜ ÖZGÜRLÜĞÜNDEN YOKSUN BIRAKILAN GAZETECİLERE ADADI
Pınar Türenç, ödülünü yalnızca kendi meslek yaşamının bir karşılığı olarak görmediğini belirtti. Konuşmasında Murat Ağırel ve İsmail Saymaz’ın isimlerini anarak ödülü tutuklu, gözaltındaki ve ev hapsindeki gazeteciler adına aldığını söyledi.
Meslektaşlarının yeniden aralarına döneceğine inandığını dile getiren Türenç, yaşananların sorumlularının bu utancı taşıyacağını ifade etti. Konuşmasını katılımcılara sevgi ve saygılarını sunarak tamamladı. Törende, Türenç’in yanı sıra Türk basınına uzun yıllar emek veren gazetecilere de hizmet ödülleri takdim edildi.
BASINA YARIM ASIRLIK EMEK
Ödüle layık görülen diğer isimler şöyle sıralandı: Ahmet Özçelik, Altan Çakıroğlu, Avni Özgürel, Ayhan Temizsoy, Belma Aksun, Cahit Çataloğlu, Cengiz Tokgöz, Emel Uygur, Esat Yılmaer, Füsun Arsan, Hacı Mehmet Gelir, Hüseyin Başusta, Hüseyin Yücel Telören, İlker Yasin, Kenan Mortan, Meral Tamer, Mustafa Bağdiken, Nevret Yüksel, Orhan Uğuroğlu, Osman Hakan Kiracı, Rengin Uz, Sebla Özveren, Sefer Bilirgen, Semih Poroy, Suat Gezgin, Turgay Gözdereliler, Yalman Özgüner ve Yüksel Uysal.