Depremzedelerin Adalet Bakanlığı önündeki nöbeti 10’uncu gününde: Taştan ses var, Adalet Bakanlığı’ndan ses yok Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyelerinin, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan binalara ilişkin davalarda yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla Adalet Bakanlığı önünde başlattığı nöbet 10’uncu gününe girdi. Aileler, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüşme taleplerinin karşılanmasını bekliyor.
Eylem sırasında aileler, “Unutmak yok, affetmek yok, başka canımız yok”, “Adalet Bakanlığı kimin için var”, “Katiller dışarıda, ailem mezarda, kim güvende”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır”, “Afet değil, katliam”, “Adalet istiyoruz”, “Katliamın iyi hali olmaz”, “En az 53 bin cana adalet borcunuz var”, “Asrın felaketi değil, asrın katliamı”, “Firari deprem sanıkları yakalansın” ve “Kamu görevlilerine soruşturma izni verilsin” yazılı pankartlar taşıdı.
Aileler, Bakanlık önünde “Sesimizi duyan var mı?” sloganını da attı.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman Temsilcisi Celal Gezer, 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1322 gün ve dört adli yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını savundu. Gezer, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüşmek amacıyla 10 gündür Bakanlık önünde beklediklerini söyledi.
Deprem davalarında bazı makam ve mevkilerin hukukun üzerinde tutulduğunu öne süren Gezer, “Hiçbir makam, hiçbir mevki hukukun, adaletin üzerinde değildir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti hukuk ülkesiyse” dedi.
Hatay’daki Rana Apartmanı ve Adıyaman’daki Arı Apartmanı gibi bazı dosyalarda aradan geçen zamana rağmen hâlâ iddianame hazırlanmadığını belirten Gezer, “El insaf, el vicdan, bizi daha ne kadar bekleteceksiniz? Bakın, yargılamadan bile söz etmiyorum. Yani bu acılı aileler hâlâ bu kaybı için bir defa bile duruşmaya gidememiş” ifadelerini kullandı.
Gezer, deprem davalarında firari sanıkların yakalanmasının ardından bazı mahkemeler tarafından iyi hâl indirimi uygulanmasını eleştirdi.
Gezer, “Adam firar etmiş, binlerce insanın canından mesul. Sayın Akın Gürlek bunu açıklasın. Adam firar etmiş, zorla getirmişsiniz. Hangi kısmını iyi buldunuz da iyi hâl indirimi uyguladınız? Bunu hangi ceza hukukuna yerleştiriyorsunuz?” diye sordu.
Penta Park Sitesi davasında tekneyle kaçan sanığa iyi hâl indirimi uygulandığını hatırlatan Gezer, Adıyaman’daki Üzümkent Sitesi ve Kahramanmaraş’taki Palmiye Sitesi davalarında da bazı sanıkların yıllardır bulunamadığını söyledi.
“Biz buradayız, canlarımız toprak altında. Bu sanıklar nerede?” diyen Gezer, firari sanıkların yakalanmasını istedi.
Gezer, deprem öncesinde çıkarılan imar aflarına da tepki gösterdi. “İmar barışı diyorlar. Bunlar aftır. Bunlar suç yaratma aracıdır” diyen Gezer, Malatya’daki Trend Garden Rezidans’ın 12 daireden 42 daireye çıkarıldığını ve bunun imar affıyla resmiyete döküldüğünü söyledi.
Binanın depremde yıkılması sonucu 31 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Gezer, “Sizin imar barışı diye reklamını yaptığınız şey, 31 insanın canına mal olmuş. Bunun hesabını kim verecek?” ifadelerini kullandı.
Adana’daki Alpargün Apartmanı davasına da değinen Gezer, yerel mahkemenin sanık Hasan Alpargün hakkında iki kez 865 yıl hapis cezası verdiğini, istinaf mahkemesinin ise cezayı 22 yıla indirdiğini söyledi.
“Bir mahkeme 865 yıl veriyor, üst mahkeme bunu düşürüyor. Bu nasıl bir ölçü?” diye soran Gezer, sanığın inşaat mühendisi olduğunu ve binanın yıkılacağını öngörebilecek durumda bulunduğunu savunarak davanın “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gezer, Adıyaman’da Ramazan Turan’ın 45 deprem dosyasında 631 kişinin ölümüne ilişkin, Salih Doğan’ın ise 37 dosyada 432 kişinin ölümüne ilişkin yargılandığını belirtti. Gezer, iki sanığın toplamda binden fazla kişinin ölümünden sorumlu tutulduğunu ve her iki sanığın da tutuksuz olduğunu söyledi.
Gezer, “Bu mu adalet? Bu mu vicdan? Binden fazla insanın canına mal olmuşlar. Daha ne yapsın içeri almanız için? Herhalde bir komedi sahnesinde bir espri yaparsa içeri girer bunlar. Ama insan öldürünce içeri girmiyorlar. Binden fazla insanın canına mal olmuşlar” diye konuştu.
Deprem davalarında yalnızca müteahhitlerin değil, belediye başkanları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve AFAD gibi kurumların sorumlularının da yargılanması gerektiğini söyleyen Gezer, “Bunların tek tek hesap vermeleri lazım” dedi.
6 Şubat depremlerinde İskenderun Devlet Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de yıkıldığını hatırlatan Gezer, “Deprem olacak, bir yaralıyı hastaneye götüreceksiniz, hastane yıkılmış. Siz hastaneyi sağlam yapamıyorsunuz. Kamu otoritesinin binalarına bile güvenemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Gezer, deprem davalarındaki yargılamaların usul hataları nedeniyle uzadığını da savundu.
6 Şubat depremlerinde enkazdan sağ kurtulan ancak engelli kalan depremzedelerin yaşam mücadelesinin devam ettiğini belirten Gezer, depremzedelerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Gezer, “Hüseyin abimiz kolunu kaybetti, bacağını kaybetti, öbür ayağı zaten kullanılamıyor. Sağ kolunu zar zor kullanıyor. Eşi engelli kaldı. Hüseyin abimiz zaten iki çocuğunu kaybetti. Şimdi bu adam bu çocukların acısına mı yansın? Giden koluna mı yansın? Ayağına mı yansın? Eşine mi yansın? Hangi kısmına yansın? Yoksa aynı zamanda hayatta kalma mücadelesi mi versin?” diye konuştu.
Depremzedelerin tedavi ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Gezer, “O gün ve öncesinde görevinizi yapmadınız. Birazcık vicdanınız, birazcık insanlığınız kalmışsa bu insanları bu şekilde bırakmazsınız” dedi.
Depremde yakınlarını kaybeden ailelerin mezarlıkları ikinci evleri olarak gördüğünü belirten Gezer, bazı depremzedelerin ise yakınları için mezar dahi bulamadığını söyledi.
“Biz şanslıyız bu arada. Bir de mezarlığı olmayanlar var. Annen, baban enkazın altında olduğu söyleniyor. Enkaz kaldırılıyor. Üzerinden üç buçuk yıl geçiyor. Bir mezarın bile yok. Çocuklar kayıp. Depremden sonra çocuklar kayıp ya. Varsa biraz feraset, varsa biraz vicdan, bir düşünün” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanlığı önündeki nöbetlerinin 10 gündür sürdüğünü yineleyen Gezer, eylemlerine devam edeceklerini belirterek, “Taştan ses var. Adalet Bakanlığı’ndan ses yok. Ancak biz buradayız. Sevdiklerimizin adaletini sağlamak için burada olmaya devam edeceğiz” dedi.
Eylem sırasında aileler, “Unutmak yok, affetmek yok, başka canımız yok”, “Adalet Bakanlığı kimin için var”, “Katiller dışarıda, ailem mezarda, kim güvende”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır”, “Afet değil, katliam”, “Adalet istiyoruz”, “Katliamın iyi hali olmaz”, “En az 53 bin cana adalet borcunuz var”, “Asrın felaketi değil, asrın katliamı”, “Firari deprem sanıkları yakalansın” ve “Kamu görevlilerine soruşturma izni verilsin” yazılı pankartlar taşıdı.
Aileler, Bakanlık önünde “Sesimizi duyan var mı?” sloganını da attı.
“BİZİ DAHA NE KADAR BEKLETECEKSİNİZ?”
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman Temsilcisi Celal Gezer, 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1322 gün ve dört adli yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını savundu. Gezer, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüşmek amacıyla 10 gündür Bakanlık önünde beklediklerini söyledi.
Deprem davalarında bazı makam ve mevkilerin hukukun üzerinde tutulduğunu öne süren Gezer, “Hiçbir makam, hiçbir mevki hukukun, adaletin üzerinde değildir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti hukuk ülkesiyse” dedi.
Hatay’daki Rana Apartmanı ve Adıyaman’daki Arı Apartmanı gibi bazı dosyalarda aradan geçen zamana rağmen hâlâ iddianame hazırlanmadığını belirten Gezer, “El insaf, el vicdan, bizi daha ne kadar bekleteceksiniz? Bakın, yargılamadan bile söz etmiyorum. Yani bu acılı aileler hâlâ bu kaybı için bir defa bile duruşmaya gidememiş” ifadelerini kullandı.
“FİRARİ SANIKLAR NEREDE?”
Gezer, deprem davalarında firari sanıkların yakalanmasının ardından bazı mahkemeler tarafından iyi hâl indirimi uygulanmasını eleştirdi.
Gezer, “Adam firar etmiş, binlerce insanın canından mesul. Sayın Akın Gürlek bunu açıklasın. Adam firar etmiş, zorla getirmişsiniz. Hangi kısmını iyi buldunuz da iyi hâl indirimi uyguladınız? Bunu hangi ceza hukukuna yerleştiriyorsunuz?” diye sordu.
Penta Park Sitesi davasında tekneyle kaçan sanığa iyi hâl indirimi uygulandığını hatırlatan Gezer, Adıyaman’daki Üzümkent Sitesi ve Kahramanmaraş’taki Palmiye Sitesi davalarında da bazı sanıkların yıllardır bulunamadığını söyledi.
“Biz buradayız, canlarımız toprak altında. Bu sanıklar nerede?” diyen Gezer, firari sanıkların yakalanmasını istedi.
“İMAR BARIŞI’NIN HESABINI KİM VERECEK?”
Gezer, deprem öncesinde çıkarılan imar aflarına da tepki gösterdi. “İmar barışı diyorlar. Bunlar aftır. Bunlar suç yaratma aracıdır” diyen Gezer, Malatya’daki Trend Garden Rezidans’ın 12 daireden 42 daireye çıkarıldığını ve bunun imar affıyla resmiyete döküldüğünü söyledi.
Binanın depremde yıkılması sonucu 31 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Gezer, “Sizin imar barışı diye reklamını yaptığınız şey, 31 insanın canına mal olmuş. Bunun hesabını kim verecek?” ifadelerini kullandı.
Adana’daki Alpargün Apartmanı davasına da değinen Gezer, yerel mahkemenin sanık Hasan Alpargün hakkında iki kez 865 yıl hapis cezası verdiğini, istinaf mahkemesinin ise cezayı 22 yıla indirdiğini söyledi.
“Bir mahkeme 865 yıl veriyor, üst mahkeme bunu düşürüyor. Bu nasıl bir ölçü?” diye soran Gezer, sanığın inşaat mühendisi olduğunu ve binanın yıkılacağını öngörebilecek durumda bulunduğunu savunarak davanın “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“BİNDEN FAZLA İNSANIN CANINA MAL OLMUŞLAR”
Gezer, Adıyaman’da Ramazan Turan’ın 45 deprem dosyasında 631 kişinin ölümüne ilişkin, Salih Doğan’ın ise 37 dosyada 432 kişinin ölümüne ilişkin yargılandığını belirtti. Gezer, iki sanığın toplamda binden fazla kişinin ölümünden sorumlu tutulduğunu ve her iki sanığın da tutuksuz olduğunu söyledi.
Gezer, “Bu mu adalet? Bu mu vicdan? Binden fazla insanın canına mal olmuşlar. Daha ne yapsın içeri almanız için? Herhalde bir komedi sahnesinde bir espri yaparsa içeri girer bunlar. Ama insan öldürünce içeri girmiyorlar. Binden fazla insanın canına mal olmuşlar” diye konuştu.
Deprem davalarında yalnızca müteahhitlerin değil, belediye başkanları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve AFAD gibi kurumların sorumlularının da yargılanması gerektiğini söyleyen Gezer, “Bunların tek tek hesap vermeleri lazım” dedi.
6 Şubat depremlerinde İskenderun Devlet Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de yıkıldığını hatırlatan Gezer, “Deprem olacak, bir yaralıyı hastaneye götüreceksiniz, hastane yıkılmış. Siz hastaneyi sağlam yapamıyorsunuz. Kamu otoritesinin binalarına bile güvenemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Gezer, deprem davalarındaki yargılamaların usul hataları nedeniyle uzadığını da savundu.
“BU İNSANLARI BU ŞEKİLDE BIRAKAMAZSINIZ”
6 Şubat depremlerinde enkazdan sağ kurtulan ancak engelli kalan depremzedelerin yaşam mücadelesinin devam ettiğini belirten Gezer, depremzedelerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Gezer, “Hüseyin abimiz kolunu kaybetti, bacağını kaybetti, öbür ayağı zaten kullanılamıyor. Sağ kolunu zar zor kullanıyor. Eşi engelli kaldı. Hüseyin abimiz zaten iki çocuğunu kaybetti. Şimdi bu adam bu çocukların acısına mı yansın? Giden koluna mı yansın? Ayağına mı yansın? Eşine mi yansın? Hangi kısmına yansın? Yoksa aynı zamanda hayatta kalma mücadelesi mi versin?” diye konuştu.
Depremzedelerin tedavi ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Gezer, “O gün ve öncesinde görevinizi yapmadınız. Birazcık vicdanınız, birazcık insanlığınız kalmışsa bu insanları bu şekilde bırakmazsınız” dedi.
Depremde yakınlarını kaybeden ailelerin mezarlıkları ikinci evleri olarak gördüğünü belirten Gezer, bazı depremzedelerin ise yakınları için mezar dahi bulamadığını söyledi.
“Biz şanslıyız bu arada. Bir de mezarlığı olmayanlar var. Annen, baban enkazın altında olduğu söyleniyor. Enkaz kaldırılıyor. Üzerinden üç buçuk yıl geçiyor. Bir mezarın bile yok. Çocuklar kayıp. Depremden sonra çocuklar kayıp ya. Varsa biraz feraset, varsa biraz vicdan, bir düşünün” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanlığı önündeki nöbetlerinin 10 gündür sürdüğünü yineleyen Gezer, eylemlerine devam edeceklerini belirterek, “Taştan ses var. Adalet Bakanlığı’ndan ses yok. Ancak biz buradayız. Sevdiklerimizin adaletini sağlamak için burada olmaya devam edeceğiz” dedi.