Ekrem İmamoğlu: TRT, 87 milyonun parasıyla bize küfretti, bize hakaret etti Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülen 99. duruşmasında savunmasına devam eden İmamoğlu, TRT'nin yayınlarına tepki göstererek sanıklara yönelik itirafçılık baskılarına dikkat çekti.
Savunmasının ilk gününü dün tamamlayan İmamoğlu, davanın 99'uncu celsesinde mahkeme heyeti karşısında savunmasını yapmayı sürdürdü. Çağrıldığında her zaman ifade vermeye geleceğini dile getiren Ekrem İmamoğlu, "Kurallara uyarım. Hakka girmem, hak yemem ama hakkımı da yedirmem. 12 metrekare değil, 2 metrekareye soksanız hakkımı yedirmem. Herkesle öyle bir hesaplaşma arzum var ki Yaradan içimi biliyor. O arenayı bu millet bana nasip edecek. Dua ediyorum Allah’ıma gece gündüz. Edecek yani" dedi.
Hakkında daha önce de çeşitli adli soruşturmalar açıldığında her seferinde ifadeye gittiğini hatırlatan İmamoğlu, gözaltı sürecine tepki göstererek şunları kaydetti:
"19 Mart'ta telefon etsen gelmez miydi? Yok. O tiz sesini dün gibi hatırladığım kişi, birisinin karşısında paye edinecek. Çünkü bir süre sonra bakan olacak. Söz almış. Benim dilimin kemiği yok. Her şey çok net bende. Ben çünkü gökten hiçbir şeyi zembille almadım. Emeğimle aldım, terleyen alnımla aldım. Sırtımdan akan terle aldım. Seçimler de öyle, paramı da öyle kazandım, malımı da öyle kazandım, her şeyi. Ama amaç ifade almak değil ki, amaç görüntü."
Gözaltına alınmasının hemen ardından kent genelinde toplantı ve gösteri yasağı ilan edildiğini, avukatların Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne ve yurttaşların Saraçhane'ye ancak yürüyerek ulaşabildiğini hatırlatan İmamoğlu, yaşanan duruma "Böyle bir rezillik var mı ya" sözleriyle tepki gösterdi.
İBB Davası'nda yedi aydır "dedikodu yapıldığını" belirten İmamoğlu, savcılık makamına yönelik eleştirilerinde, "İddia makamı ne sorabildi? Hiçbir şey. Sınıfta kaldılar, sefil oldular. Ne sordu? Bir şey gösterdi mi size? Gördünüz mü? Görmediniz, göremeyeceksiniz. Çünkü yok" ifadelerini kullandı.
Yargı makamlarının ülke gündemindeki fon krizine odaklanması gerektiğine işaret eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisinin fon iddialarının araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) araştırma önergesi verdiğini, ancak bu önergenin Cumhur İttifakı oylarıyla reddedildiğini bildirdi. Herkesin mal varlığının incelenmesi çağrısında bulunan İmamoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Verelim hesabı hep beraber. Veremezler, her tarafından pislik akıyor çünkü. Bir avuç insan kümelenmiş. İktidar falan değil, milleti aldatıyorlar. Önce AKP'lileri, sonra ortaklarını, ardından milleti aldatıyorlar. Bunun hesabını Allah huzurunda ve bu ülkede yargı huzurunda verecekler. Göreceğiz aldatanı."
Emniyetteki gözaltı sürecinde dört gün boyunca hücrede tutulduğunu aktaran İmamoğlu, söz konusu hücrelerin pis, idrar ve uyuşturucu kokusu içinde yerler olduğunu belirtti. Uygulamaya tepki gösteren İmamoğlu, "'Bak, biz Ekrem İmamoğlu'nu dört gün burada tuttuk arkadaş.' Sonra bunu herkes için yaptılar. Foncuları ise orada tutmadılar" dedi.
Siyasetteki tartışmalara da değinen İmamoğlu, "AKP'nin Grup Başkanvekili bana yolsuzluk edebiyatı yapıyor. Ne kadar çok bağırıyorsa bilin ki onun paçalarından pislik akıyordur. Ben FETÖ döneminde AKP'nin çevresinde çok bağıranları gördüm, hepsi FETÖ'cü oldu. 'Çok bağıranlardan uzak durun' dedim arkadaşlarıma. Bir iki ay sonra çoğunu tutukladılar, gözaltına aldılar. Bugün de çok bağıranların mutlaka hesabı vardır, söyleyeyim" şeklinde konuştu.
Ekrem İmamoğlu, İBB soruşturması kapsamında ifade verdiği savcının kendisine, "Sayın Başkanım, bugün biz burada oturuyoruz, sizi yargılıyoruz; siz yarın Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz, siz bizi yargılarsınız" dediğini aktardı. Kendisine bu ifadeleri kullanan savcıya, "Ya siz kimsiniz, biz kimiz? Bu kafayla mı bizi yargılıyorsunuz?" diye karşılık verdiğini belirten İmamoğlu, söz konusu savcının bugün Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü yapıldığını söyledi. İmamoğlu, dile getirdiği bu olayları kesinlikle uydurmadığını, yaşananların tanıklarının ve resmi kayıtlarının mevcut olduğunu bildirdi.
Kamu yayıncısı TRT'nin tutumunu sert bir dille eleştiren İmamoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin TRT'si benim param, benim. Sizin paranız, 87 milyonun parasıyla bize küfretti, bize hakaret etti" diyerek, yürütülen soruşturmanın bir siyasi operasyon niteliğinde olduğunu belirtti.
Soruşturmanın takvimine dikkat çeken İmamoğlu; 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin hemen ardından başsavcının bakan yardımcılığı görevinden İstanbul'a atanmasını, 18 Mart 2025 tarihinde üniversite diplomasının iptal edilmesini ve 19 Mart'ta gözaltına alınmasını aynı sürecin birbirini izleyen parçaları olarak değerlendirdi. İmamoğlu bu takvime ilişkin, "Belgeler bizim tarafımızda, takvim onların tarafında" dedi.
Soruşturma dosyası hakkında gizlilik kararı verilmiş olmasına rağmen dosyaya ait bilgilerin belirli medya organlarına sızdırıldığını kaydeden İmamoğlu, dava iddianamesi hazırlanmadan önce kendisinin ve yol arkadaşlarının kamuoyu önünde peşinen suçlu ilan edildiğini kaydetti.
Hukuksuzluklara dikkat çeken İmamoğlu, "Bu bir hukuk süreci değil, bir itibar suikastıdır. Lekelenmeme hakkının ihlalidir, masumiyet karinesinin ihlalidir. Kimin lekelenmeme hakkı ihlal ediliyorsa, kimin masumiyet karinesi çiğneniyorsa, kime iftira atılıyorsa bunu yapan namussuzdur, şerefsizdir. Bu kadar net" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, yargılama sürecinde sanıkların yakınlarının da gözaltına alındığını ve haksız yere tutuklandığını, sanıklara itirafçı olmaları doğrultusunda baskı uygulandığını kaydederek, "Özgürlük karşılığında isim, tahliye karşılığında cümle. Bunun adı itiraf değil, bunlar takastır" dedi.
Savunmasının ilk gününü dün tamamlayan İmamoğlu, davanın 99'uncu celsesinde mahkeme heyeti karşısında savunmasını yapmayı sürdürdü. Çağrıldığında her zaman ifade vermeye geleceğini dile getiren Ekrem İmamoğlu, "Kurallara uyarım. Hakka girmem, hak yemem ama hakkımı da yedirmem. 12 metrekare değil, 2 metrekareye soksanız hakkımı yedirmem. Herkesle öyle bir hesaplaşma arzum var ki Yaradan içimi biliyor. O arenayı bu millet bana nasip edecek. Dua ediyorum Allah’ıma gece gündüz. Edecek yani" dedi.
AMAÇ İFADE ALMAK DEĞİL, GÖRÜNTÜ
Hakkında daha önce de çeşitli adli soruşturmalar açıldığında her seferinde ifadeye gittiğini hatırlatan İmamoğlu, gözaltı sürecine tepki göstererek şunları kaydetti:
"19 Mart'ta telefon etsen gelmez miydi? Yok. O tiz sesini dün gibi hatırladığım kişi, birisinin karşısında paye edinecek. Çünkü bir süre sonra bakan olacak. Söz almış. Benim dilimin kemiği yok. Her şey çok net bende. Ben çünkü gökten hiçbir şeyi zembille almadım. Emeğimle aldım, terleyen alnımla aldım. Sırtımdan akan terle aldım. Seçimler de öyle, paramı da öyle kazandım, malımı da öyle kazandım, her şeyi. Ama amaç ifade almak değil ki, amaç görüntü."
İDDİA MAKAMI SINIFTA KALDI
Gözaltına alınmasının hemen ardından kent genelinde toplantı ve gösteri yasağı ilan edildiğini, avukatların Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne ve yurttaşların Saraçhane'ye ancak yürüyerek ulaşabildiğini hatırlatan İmamoğlu, yaşanan duruma "Böyle bir rezillik var mı ya" sözleriyle tepki gösterdi.
İBB Davası'nda yedi aydır "dedikodu yapıldığını" belirten İmamoğlu, savcılık makamına yönelik eleştirilerinde, "İddia makamı ne sorabildi? Hiçbir şey. Sınıfta kaldılar, sefil oldular. Ne sordu? Bir şey gösterdi mi size? Gördünüz mü? Görmediniz, göremeyeceksiniz. Çünkü yok" ifadelerini kullandı.
Yargı makamlarının ülke gündemindeki fon krizine odaklanması gerektiğine işaret eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisinin fon iddialarının araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) araştırma önergesi verdiğini, ancak bu önergenin Cumhur İttifakı oylarıyla reddedildiğini bildirdi. Herkesin mal varlığının incelenmesi çağrısında bulunan İmamoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Verelim hesabı hep beraber. Veremezler, her tarafından pislik akıyor çünkü. Bir avuç insan kümelenmiş. İktidar falan değil, milleti aldatıyorlar. Önce AKP'lileri, sonra ortaklarını, ardından milleti aldatıyorlar. Bunun hesabını Allah huzurunda ve bu ülkede yargı huzurunda verecekler. Göreceğiz aldatanı."
Emniyetteki gözaltı sürecinde dört gün boyunca hücrede tutulduğunu aktaran İmamoğlu, söz konusu hücrelerin pis, idrar ve uyuşturucu kokusu içinde yerler olduğunu belirtti. Uygulamaya tepki gösteren İmamoğlu, "'Bak, biz Ekrem İmamoğlu'nu dört gün burada tuttuk arkadaş.' Sonra bunu herkes için yaptılar. Foncuları ise orada tutmadılar" dedi.
Siyasetteki tartışmalara da değinen İmamoğlu, "AKP'nin Grup Başkanvekili bana yolsuzluk edebiyatı yapıyor. Ne kadar çok bağırıyorsa bilin ki onun paçalarından pislik akıyordur. Ben FETÖ döneminde AKP'nin çevresinde çok bağıranları gördüm, hepsi FETÖ'cü oldu. 'Çok bağıranlardan uzak durun' dedim arkadaşlarıma. Bir iki ay sonra çoğunu tutukladılar, gözaltına aldılar. Bugün de çok bağıranların mutlaka hesabı vardır, söyleyeyim" şeklinde konuştu.
SAVCI, 'SİZ YARIN CUMHURBAŞKANI OLURSUNUZ, SİZ BİZİ YARGILARSINIZ' DEDİ
Ekrem İmamoğlu, İBB soruşturması kapsamında ifade verdiği savcının kendisine, "Sayın Başkanım, bugün biz burada oturuyoruz, sizi yargılıyoruz; siz yarın Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz, siz bizi yargılarsınız" dediğini aktardı. Kendisine bu ifadeleri kullanan savcıya, "Ya siz kimsiniz, biz kimiz? Bu kafayla mı bizi yargılıyorsunuz?" diye karşılık verdiğini belirten İmamoğlu, söz konusu savcının bugün Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü yapıldığını söyledi. İmamoğlu, dile getirdiği bu olayları kesinlikle uydurmadığını, yaşananların tanıklarının ve resmi kayıtlarının mevcut olduğunu bildirdi.
DEVLETİN TRT'Sİ 87 MİLYONUN PARASIYLA BİZE KÜFRETTİ, BİZE HAKARET ETTİ
Kamu yayıncısı TRT'nin tutumunu sert bir dille eleştiren İmamoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin TRT'si benim param, benim. Sizin paranız, 87 milyonun parasıyla bize küfretti, bize hakaret etti" diyerek, yürütülen soruşturmanın bir siyasi operasyon niteliğinde olduğunu belirtti.
Soruşturmanın takvimine dikkat çeken İmamoğlu; 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin hemen ardından başsavcının bakan yardımcılığı görevinden İstanbul'a atanmasını, 18 Mart 2025 tarihinde üniversite diplomasının iptal edilmesini ve 19 Mart'ta gözaltına alınmasını aynı sürecin birbirini izleyen parçaları olarak değerlendirdi. İmamoğlu bu takvime ilişkin, "Belgeler bizim tarafımızda, takvim onların tarafında" dedi.
Soruşturma dosyası hakkında gizlilik kararı verilmiş olmasına rağmen dosyaya ait bilgilerin belirli medya organlarına sızdırıldığını kaydeden İmamoğlu, dava iddianamesi hazırlanmadan önce kendisinin ve yol arkadaşlarının kamuoyu önünde peşinen suçlu ilan edildiğini kaydetti.
Hukuksuzluklara dikkat çeken İmamoğlu, "Bu bir hukuk süreci değil, bir itibar suikastıdır. Lekelenmeme hakkının ihlalidir, masumiyet karinesinin ihlalidir. Kimin lekelenmeme hakkı ihlal ediliyorsa, kimin masumiyet karinesi çiğneniyorsa, kime iftira atılıyorsa bunu yapan namussuzdur, şerefsizdir. Bu kadar net" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, yargılama sürecinde sanıkların yakınlarının da gözaltına alındığını ve haksız yere tutuklandığını, sanıklara itirafçı olmaları doğrultusunda baskı uygulandığını kaydederek, "Özgürlük karşılığında isim, tahliye karşılığında cümle. Bunun adı itiraf değil, bunlar takastır" dedi.