Ekrem İmamoğlu'nun da arasında olduğu 9 kişinin 3 yıla kadar hapsi istendi

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ekrem İmamoğlu'nun da arasında olduğu 9 kişinin 3 yıla kadar hapsi istendi Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin aralarında tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 12 sanığın yargılandığı davada, Cumhuriyet savcısı sunduğu esas hakkındaki mütalaasında 9 sanık hakkında Siyasi Partiler Kanunu uyarınca bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep etti.

Savcı; Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in “fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediklerinin sabit görüldüğünü” belirterek, sanıkların Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesi uyarınca bir yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.

CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin olarak aralarında Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişinin "Seçim Kanunu'na muhalefet" suçundan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davaya devam edildi.

TANIK AKÇADAĞ: İSİMLERİ HATIRLAMIYORUM, KİMİN SÖYLEDİĞİNİ HATIRLAMIYORUM​


Duruşmada tanık sıfatıyla dinlenen Emirhan Akçadağ, büyük kurultay öncesinde İncek’te Turan Taşkın Özer’e ait olduğunu düşündüğü villada Turan Taşkın Özer, Gökhan Zeybek ve Ekrem İmamoğlu gibi isimlerin toplantılar gerçekleştirdiklerini söyledi. Akçadağ, “Buraya jammer getiriyorlardı. Marriott Otel'i de delegelerle görüşmek için kullanıyorlardı. Delegelerin kaldığı otelleri, Rıza Akpolat’ın talimatıyla biz ödedik” dedi.

Kurultay salonunda da özel görüşmeler yapıldığını ifade eden Akçadağ, “Kurultay salonunda maddi menfaat teklifleri konuşuluyordu, bunları duyuyorduk. Okul bursu verilenler oldu, isim olarak birebir içinde olmadığım için bilmiyorum ancak salonda duyuluyordu, bunlar konuşuluyordu. Ancak isimleri hatırlamıyorum, kimin söylediğini hatırlamıyorum, üzerinden 3 yıl geçti çünkü” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan’ın Tüzük Kurultayı’nda da delegelerin ağırlanıp ağırlanmadığını sorması üzerine Akçadağ, “Sonuçta siyasi bir çevre, ağırlama olmuş olabilir” yanıtını verdi. Çağlayan'ın “O halde ne farkı var” sorusuna karşılık ise Akçadağ, “Bu kurultay diğer kurultaylardan farklıydı. Kurultayda duymuştuk konuşulanları çünkü bunları” dedi.

BİREBİR ŞAHİT OLDUĞUM BİR ŞEY YOK​


Akçadağ, özel görüşmelerin yapıldığı belirtilen odaya ilişkin yöneltilen soruya, “Ben tekrar ediyorum birebir şahit olduğum bir şey yok. Seçimleri de hatta buradan izlemişlerdi. Ama bu odada özel görüşmelerin yapıldığı söyleniyordu net duydum. Salonun içinde ise maddi menfaat iddialarına ilişkin kart, telefon kutusu gibi şeyleri görmedim” şeklinde konuştu.

DİĞER TANIKLAR: MADDİ MENFAAT TEKLİFİ GÖRMEDİM, DUYMADIM​


Duruşmada beyanı alınan Batman delegesi Çetin Kızılbulut, kurultay süreçlerinde kimsenin kimseye baskı uygulamadığını dile getirerek, “Birilerine maddi menfaat teklifine dair de ne gördüm, ne duydum ne de şahit oldum ne de bana böyle bir teklifte bulunuldu” dedi.

Aksaray delegesi Ali Abbas Ertürk de kurultay günü herhangi bir usulsüzlüğe rastlamadığını belirterek, “Herhangi bir bilgim yok. O dönem Aksaray delegesiydim. Özgür Karabat’ı sadece kamuoyundan milletvekilimiz olarak bilirdim. Kurultay günü bir usulsüzlük yapıldığını görmedim” ifadelerini kullandı.

İMAMOĞLU’NUN AVUKATI ÇAĞLAYAN: TANIKLAR İDDİALARIN TAMAMININ YALAN OLDUĞUNU SÖYLEDİ​


Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan, mahkemede dinlenen tanık anlatımlarına ilişkin beyanda bulundu.

Avukat Çağlayan, “Bugün dinlenen tanıklarla ilgili de beyanda bulunmak gerekiyor. Hem bugün dinlenen Ali Abbas Ertürk ve Çetin Kızılbulut hem de daha önce dinlenen tanıklar, kendilerine yöneltilen iddiaların tamamının yalan olduğunu ifade ettiler” dedi. Akçadağ’ın anlatımlarına ilişkin de değerlendirme yapan Çağlayan, “Böyle konuşuluyordu, bu çok söyleniyordu” şeklindeki ifadelerin kullanıldığını ancak bunların kim tarafından dile getirildiğinin belli olmadığını söyledi. Çağlayan, Akçadağ’ın daha önceki kurultaylarda da belediye başkanları tarafından insanların ağırlandığını kaydettiğini hatırlatarak, “Ama sonunda ısrarla, ‘Bu başkaydı’ şeklinde bir ifadede bulunuyor” dedi.

TANIK DUYMADIĞI VE GÖRMEDİĞİ ŞEYLERİ ÇIKARIMLA BİR SONUCA BAĞLIYOR​


Çağlayan, Akçadağ’ın Turan Taşkın Özer’in odasına Gökhan Zeybek ve İstanbul İl Başkanı’nın girdiğini söylediğini hatırlatarak, “Bunlar İstanbul siyaseti içerisinde yer alan kişiler. Birbirleriyle herhangi bir yerde görüşmelerinden daha doğal bir şey yokken, para verildiğine, alındığına, oyların satın alındığına ilişkin ortada herhangi bir somut olay yok. Tanık, duymadığı ve görmediği şeyleri çıkarımla bir sonuca bağlıyor” diye konuştu.

Kurultay salonundaki odaların CHP Genel Merkezi tarafından yapılan planlama dahilinde siyasetçilerin kullanımına tahsis edildiğini belirten Çağlayan, Özgür Özel’e tahsis edilen odada siyasi görüşmeler yapılmasının olağan bir durum olduğunu ifade etti. Çağlayan, “Oysa burası CHP Genel Merkezi tarafından yapılan planlama dahilinde Sayın Özgür Özel’in kullanımına tahsis edilmiş bir yer. Tanık ise burada gizli görüşmeler yapılıyormuş gibi anlatıyor” ifadelerini kullandı.

AKÇADAĞ'IN TANIKLIĞI KABUL EDİLEBİLECEK BİR DURUMDA DEĞİL​


Marriott Otel’de delegelerle yapılan görüşmelere de değinen Çağlayan, siyasetçilerin ve delegelerin çeşitli siyasi talepleri olabileceğini belirterek, “Eğer Marriott Otel’de bir salonu il başkanı misafir ağırlamak ve görüşme yapmak için kullanıyorsa bu ne görüşmesi olabilir? Elbette siyasi bir görüşme olabilir. Herkesin bir tarafı, bir siyasi tercihi var” dedi. Çağlayan, Hakimler ve Savcılar Kurulu seçimlerini örnek göstererek, adayların hâkimlerle görüşerek kendilerini tanıttıklarını ve oy istediklerini söyledi.

“İnsanlar bir yerde görüşmek zorunda. Eğer çatısı olan her yerde yapılan görüşmeyi delege pazarlığı, rüşvet pazarlığı olarak kabul edersek hiçbir seçimin içinden çıkamayız” diyen Çağlayan, ortada rüşvet pazarlığı yapıldığına dair hiçbir doğrudan görgü bulunmadığını ifade etti.

Avukat Çağlayan, tanık Akçadağ’ın anlatımlarına ilişkin olarak, “Haliyle Emirhan Akçadağ’ın tanıklığı, ceza hukuku bakımından doğrudan görgüye dayalı bir tanıklık olarak kabul edilebilecek durumda değil. Ceza hukukunda esas olan görgü tanıklığıdır. Burada ise duyuma dayalı bir anlatım dahi somutlaştırılamıyor” değerlendirmesini yaptı. Akçadağ’ın somut bir şahsın ismini dahi veremediğini belirten Çağlayan, şunları kaydetti:

“Sonuç olarak bu tanık, söz konusu kurultayı kendi zihninde diğer kurultaylardan farklı bir yere koyuyor. Kesinlikle bir oy pazarlığı, rüşvet pazarlığı yapıldığı yönünde bir kanaat ortaya koyuyor. Ancak anlattığı olaylarla vardığı sonuç birbirini desteklemiyor. Doğrudan gördüğü veya duyduğu somut bir olay ortaya koyamıyor. Kurultay davası söylemler üzerinden işin içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bu yüzden kimseye bir ceza verilmesi mümkün değildir.”

SAVCI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINI SUNDU​


Duruşmada Cumhuriyet savcısı, tevsii tahkikat talebinin bulunmadığını bildirerek esas hakkındaki mütalaanın hazır olduğunu ifade etti. Savcı, dinlenmeyen tanıkların mevcut deliller ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak dinlenmesinden vazgeçilmesini talep etti.

Savcı mütalaasında, 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in genel başkan adayı olduğunu, Ekrem İmamoğlu’nun divan başkanlığına seçildiğini ve oylama neticesinde Özgür Özel’in genel başkan seçildiğini aktardı.

Mütalaada ayrıca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararıyla kurultayın iptal edilerek mutlak butlanla malul olduğuna dair hüküm kurulduğu hatırlatıldı.

Cumhuriyet savcısı; Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek Özgür Özel’in genel başkan seçilmesi doğrultusunda yasalara aykırı faaliyet yürüttüklerini kaydetti.

Mütalaada, "bazı delegelere Özgür Özel lehine oy vermeleri karşılığında yakınlarının belediyelerde işe alınmasının taahhüt edildiği, belediyelere yazılan müzekkere cevaplarında yedi il ve ilçe belediyesinde 24 delege yakınının işe alındığının anlaşıldığı" ifade edildi. Savcı ayrıca, bazı delegelere market alışveriş kartlarının dağıtıldığını ve söz konusu kartların suç tarihindeki mali değerinin 1 milyon 500 bin TL olduğunu belirtti.

Mütalaada, "bazı delegelere kurultay günü iPad/iPhone marka tablet ve telefon dağıtıldığı, bazı delegelere kurultay öncesinde nakit para verildiği ve karşılığında Özgür Özel lehine oy kullanmalarının ve oy pusulasının fotoğrafının istenildiği" kaydedildi. Savcı, bazı delegelere Özgür Özel’in desteklenmesi karşılığında üçüncü şahıslar üzerine İBB iştiraki KİPTAŞ üzerinden usulsüz şekilde ev verildiğini de aktardı.

9 KİŞİ İÇİN CEZA, CEMİL TUGAY'IN DA OLDUĞU 3 KİŞİ İÇİN BERAAT TALEBİ​


Savcı; Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in atılı suçu işlediklerinin sabit olduğunu belirterek, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesinde düzenlenen "oylamaya hile karıştırılması" ile TCK’nin 37/1 ve 53/1’inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarını istedi. Söz konusu yasa maddesi bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını öngörüyor.

Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama hakkında ise üzerlerine atılı suça iştirak ettiklerine dair “her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraat kararı verilmesi talep edildi.

ÇAĞLAYAN: BİR TELEFON DAHİ ORTADA YOK AMA TELEFON VERMEKTEN CEZA İSTENİYOR​


Cumhuriyet savcısının mütalaasına karşı söz alan İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün bir kere daha gördük ki bir telefon dahi ortada yok ama telefon vermekten ceza isteniyor. Bir tane kör kuruşun birinin birine verdiği belli değil ama ceza isteniyor. Dosyada market kartları var mı? Nasıl rakam verdi Cumhuriyet savcısı? Sanıkların aleyhine ifade veren tanıkların beyanlarını kabul edeceğiz, lehe olanları uzay boşluğuna göndereceğiz. Dosyada ihale iddiası yok, ihaleden ceza istedi Cumhuriyet savcısı. Böyle bir şey olabilir mi? İstanbul’daki dosyalarda ise iddianame düzenlenmiş olması ceza istemi için yeterli sayılmıştır. Mütalaaya katılmıyoruz, süre talep ediyoruz.”

Duruşmada hazır bulunan diğer sanık müdafileri ile CHP vekili Avukat Merve Yaren Hançerkıran da savcılık mütalaasına karşı beyanda bulunmak üzere süre verilmesini istedi.

DURUŞMA 11 KASIM’A ERTELENDİ​


Mahkeme heyeti, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma ve beyanda bulunmak üzere mağdur vekili ile sanık müdafilerine gelecek celseye kadar süre verilmesine karar verdi. Duruşma, 11 Kasım 2026 günü saat 10.00’a ertelendi.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst