İsrail'de genel seçim başladı: Netanyahu ile Eisenkot yarışıyor

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan WMbul
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
İsrail'de genel seçim başladı: Netanyahu ile Eisenkot yarışıyor İsrail'de Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde düzenlediği saldırıların ardından ilk kez gerçekleştirilen genel seçimler kapsamında, yaklaşık 7,3 milyon seçmenin 120 sandalyeli meclis Knesset'in yeni üyelerini belirlemek ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceğini tayin etmek amacıyla sandık başına gitmesiyle birlikte oy verme işlemi başladı.

Ülkede yerel saatle 07.00 itibarıyla başlayan oy kullanma sürecinin saat 22.00'de tamamlanması öngörülüyor. İsrail Merkez Seçim Komitesi tarafından açıklanan verilere göre, yaklaşık 330 bini ilk defa oy kullanacak yurttaşlardan oluşan toplam 7,3 milyon seçmen sandık başına gitme hakkını elinde bulunduruyor. Parlamentodaki sandalyeleri kazanmak üzere toplam 37 farklı siyasi parti ve seçim ittifakı pusulalarda yer alarak yarışıyor.

Söz konusu genel seçimler; Hamas'ın 7 Ekim 2023'te gerçekleştirdiği saldırıların ardından Gazze Şeridi'nde yürütülen savaş, İran ile karşılıklı yaşanan askeri çatışmalar, işgal altındaki Batı Şeria'da tırmanışa geçen şiddet olayları ve İsrail devletinin uluslararası arenada giderek daha belirgin hale gelen diplomatik yalnızlaşması nedeniyle kritik bir dönemeçte yapılıyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları, Başbakan Netanyahu'nun genel başkanlığını yürüttüğü iktidardaki Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet cephesi arasında son derece başa baş ve çekişmeli bir mücadelenin cereyan edeceğini ortaya koyuyor.

NETANYAHU'NUN SİYASİ GELECEĞİ BELİRLENECEK​


Kariyerinde toplam 19 yıllık başbakanlık süresi bulunan ve İsrail tarihinin en uzun süre görevde kalan hükümet başkanı konumundaki Binyamin Netanyahu, siyasi geleceğini doğrudan şekillendirecek kritik bir sandık sınavıyla karşı karşıya bulunuyor. Netanyahu'nun iktidarına karşı konumlanan en güçlü siyasi figür olarak ise eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öne çıkıyor. Seçim sürecinde yayımlanan son anket verileri, Eisenkot'un genel başkanlığındaki Yashar Partisi'nin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi'ne kıyasla önde göründüğünü, buna karşın her iki siyasi bloktan herhangi birinin hükümeti teşkil edebilecek çoğunluğa tek başına ulaşmasının kesinlik taşımadığını gösteriyor.

Netanyahu, yürüttüğü seçim kampanyasını temel olarak savaş sürecindeki liderlik performansı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile geliştirdiği yakın ilişkiler çerçevesinde kurguladı. Trump'ın desteğini arkasına alan Netanyahu, 25 Ekim Pazar günü gerçekleştirdiği açıklamada, yeniden başbakanlık koltuğuna oturması halinde ABD'nin İran tehdidini tamamen ortadan kaldırmak amacıyla yeniden harekete geçmeye hazır durumda bulunduğunu belirtti.

Muhalefet cephesinin lideri Eisenkot ise Netanyahu'yu korku, yalan ve tehdit unsurlarına dayanan bir propaganda süreci yürütmekle suçladı. ABD yönetiminin İsrail seçmeninin tercih edeceği herhangi bir liderle tam bir iş birliği içerisinde çalışacağından emin olduğunu vurgulayan Eisenkot, Netanyahu'nun izlediği dış politika ve güvenlik yaklaşımını sert bir dille eleştirdi.

GAZZE SAVAŞI VE 7 EKİM SALDIRILARINDAKİ GÜVENLİK ZAFİYETLERİ SEÇİM GÜNDEMİNDE​


Seçim öncesi kampanya döneminin odaklandığı başlıca tartışma başlıklarından birini, 7 Ekim 2023 tarihindeki saldırılardan evvel meydana geldiği belirtilen güvenlik ve istihbarat zafiyetleri oluşturdu. Netanyahu yönetimine karşı çıkan muhalif kesimler, söz konusu saldırıların engellenememiş olmasından mevcut hükümeti sorumlu tutarak, ülke genelini kapsayacak bağımsız bir soruşturma komisyonunun kurulmasını talep ediyor. İsrail'in saldırıların ardından Gazze Şeridi'ne başlattığı askeri harekâtlarda, Gazze'deki sağlık yetkililerinin açıkladığı verilere göre 74 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi. Gazze genelinde geniş çaplı bir yıkıma yol açan savaş süreci, İsrail'in küresel çaptaki konumunu da önemli ölçüde etkiledi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından Gazze'de işlendiği belirtilen savaş suçları gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı çıkarılmış bulunan Netanyahu, aynı zamanda İsrail yargısında uzun süredir görülmekte olan yolsuzluk davasıyla da karşı karşıya bulunuyor. Netanyahu, kendisine yöneltilen yolsuzluk suçlamalarını kabul etmeyerek reddediyor. Seçim maratonu süresince hükümetin gündeme getirdiği yargı reformu, ultra-Ortodoks Yahudilerin zorunlu askerlik hizmetine tabi tutulması meselesi ve Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimcilerin Filistinli sivil nüfusa yönelik uyguladığı şiddet eylemleri de tartışılan ana başlıklar arasında yer aldı.

FİLİSTİN POLİTİKALARINDA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİK BEKLENMİYOR​


Mevcut seçimlerde Netanyahu karşıtı muhalif bloğun güç kazanmasına karşın, İsrail devletinin Filistin politikalarında kapsamlı bir değişiklik yaşanacağına ilişkin beklentiler son derece sınırlı kalıyor. Netanyahu'nun en önemli rakibi konumundaki Eisenkot da uluslararası alanda savunulan iki devletli çözüm önerisine karşı çıkarken, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik uyguladığı şiddet hareketlerini eleştiriyor.

Tahran yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eisenkot, İran'ın nükleer silah edinmesinin doğrudan bir askeri müdahaleyle veya ABD destekli diplomatik bir anlaşmayla engellenmesi gerektiğini ifade ediyor. Seçim dönemi boyunca ana akım siyasi partiler arasında yürütülen münakaşaların, Filistinlilere yönelik politikaların temelinden değiştirilmesinden ziyade milli güvenlik, devlet yönetimi ve 7 Ekim'deki siyasi sorumlulukların paylaşımı konularında yoğunlaştığı kaydediliyor.

HÜKÜMETİN KURULMASINDA AŞIRI SAĞCI PARTİLER BELİRLEYİCİ OLABİLİR​


Seçim neticesinde Netanyahu'nun tekrardan hükümet kurabilmesi adına, kabinede yer alan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in desteğine ihtiyaç duyabileceği aktarılıyor. Filistinlilere yönelik şiddeti teşvik ettikleri gerekçesiyle bazı Batılı ülkelerin yaptırımlarına maruz kalan bu iki siyasetçi, Netanyahu'nun mevcut iktidar koalisyonunun en kritik ortakları arasında bulunuyor. Kamuoyu araştırmaları ve anketler, özellikle Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü Partisi'nin seçmen desteğini artırdığına işaret ediyor.

Öte yandan, İsrail vatandaşı olan Filistinlilerin sandığa gitme oranının da parlamentodaki güç dengelerini doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor. Muhalefet adayı Eisenkot, Arap partileriyle hükümet koalisyonu kurmaya karşı olduğunu kamuoyuna açıklamış olsa da bazı siyasi analistler, bu partilerin Netanyahu'nun iktidardan uzaklaştırılması hedefi doğrultusunda Eisenkot liderliğinde kurulacak bir azınlık hükümetine dışarıdan destek verebileceğini belirtiyor.

KOALİSYON KURULAMAZSA YENİDEN SEÇİM GÜNDEME GELEBİLİR​


İsrail'in uyguladığı nispi temsil sisteminde hükümetin kurulabilmesi amacıyla 120 sandalyeli Knesset'te en az 61 milletvekilinin desteğinin sağlanması gerekiyor. Ancak yayımlanan son anketler, Netanyahu liderliğindeki sağ blok ile Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefetin bu çoğunluk eşiğine tek başlarına ulaşmasının güç olabileceğini ortaya koyuyor. Sandıkların kapanmasıyla birlikte kamuoyuna açıklanacak çıkış anketleri seçim sonuçlarına dair ilk tabloyu netleştirecek. Sayım işlemlerinde kesin sonuçların 30 Ekim'e kadar belirlenmesi, resmi sonuçların ise 4 Kasım tarihinde yayımlanması bekleniyor.

Seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, meclise giren siyasi parti temsilcileriyle istişarelerde bulunarak hükümeti kurma ihtimali en yüksek görülen adayı görevlendirecek. Yapılacak müzakereler sonucunda hiçbir adayın koalisyon oluşturamaması halinde yeniden seçime gidilmesi zorunluluğu doğabilecek. Böyle bir siyasi tıkanıklık tablosunda Netanyahu, yeni hükümet kurulana kadar geçici başbakanlık görevini sürdürmeye devam edebilecek.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst