İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’ndan İBB Davası’ndaki mahkeme başkanının tutumuna tepki İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kapsamında devam eden yargılamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, mahkeme başkanının avukatlara yönelik sergilediği tutuma sert tepki gösterdi.
İstanbul Barosu tarafından, adil yargılanma hakkının anayasada açıkça güvence altına alınmasının 25’inci yıl dönümü dolayısıyla “Anayasalaşmasının 25. Yılında Adil Yargılanma Hakkı" çalıştayı gerçekleştirildi. İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, etkinliğin ardından hukukçuların katkılarıyla şekillenen tespit, öneri ve yasa çalışmalarına ilişkin düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Kaboğlu, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti:
“Silivri’de tanık olduklarımız gerçekten bir hakim, sanki avukatlıkla hiç ilgisi yokmuş gibi davranıyor. Hatta İBB Davası’ndaki mahkeme başkanı, avukatlıktan gelme, 8 yıl avukatlık yapmış. 3 hafta önce duruşmalara gittik; sabahlara, gece 01.00’e, 02.00’ye, 03.00’e kadar duruşmalara devam ediliyormuş. Bu kişiler koğuşlarından sabah 07.00’de çıkarılıyor, getiriliyor ve yorgun düşüyorlar. Avukatlar sıralarını bilmeyi talep ediyor. Bir gün 10-20 avukat veya sanık söz alıp savunma yapıp yapamayacağını bilmiyor. Biz toplu olarak gittik oraya, duruşmaları öne alın diye. Fakat orada ne öğrenelim, mahkeme başkanının avukatlara ‘Bekleyeceksiniz tabii, bekleyemiyorsanız davayı almasaydınız’ dediğini öğrendik. Bir mahkeme başkanı, sav- savunma-hüküm üçlüsünde eşit olarak yer aldığı avukata ‘Bu davayı niye aldın? Mademki aldın o zaman belirsiz bir biçimde bekleyeceksin. Ben ne zaman uygun bulursam sen o zaman konuşursun’ demesi savaş ortamında bile rastlanmayacak bir durumdur.”
Sözlerine devam eden Kaboğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Biz söz alarak müdahale ettik. Dışarıya çıktığımız zaman sayın başkanı kınadım. Ertesi sabah listeyi okuyarak duruşmaya başladı. Hepimiz için hicap verici bir durum ama bu bir gerçek. Sanki bizde siyasal kültürde hukuk nosyonu çok farklı bir yerde kalıyor gibi. Meclis’te farklı partilerden vekiller, ‘Hocam bilim insanısınız, saygı duyuyoruz ama bilim başka, siyaset başka’ derlerdi. Hemen anayasayı gösteriyordum. 81. madde gereği biz ortak metne ant içtik. Dolayısıyla anayasa, bizi birleştiren ve koruyan bir metin. Biz farklılıklarımızı değil, hukuk ortak paydamızı ortaya koymalıyız diye Meclis’te defalarca dile getirmişimdir. Şimdi de bu ‘Adil Yargılanma Hakkı’ yasa taslağını hazırlama sürecinde aslında ortak bir yasa bilinci hedefleniyor. Hakimler, savcılar ve avukatlar aynı yasaya tabiyiz.”
İstanbul Barosu tarafından, adil yargılanma hakkının anayasada açıkça güvence altına alınmasının 25’inci yıl dönümü dolayısıyla “Anayasalaşmasının 25. Yılında Adil Yargılanma Hakkı" çalıştayı gerçekleştirildi. İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, etkinliğin ardından hukukçuların katkılarıyla şekillenen tespit, öneri ve yasa çalışmalarına ilişkin düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Kaboğlu, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti:
“Silivri’de tanık olduklarımız gerçekten bir hakim, sanki avukatlıkla hiç ilgisi yokmuş gibi davranıyor. Hatta İBB Davası’ndaki mahkeme başkanı, avukatlıktan gelme, 8 yıl avukatlık yapmış. 3 hafta önce duruşmalara gittik; sabahlara, gece 01.00’e, 02.00’ye, 03.00’e kadar duruşmalara devam ediliyormuş. Bu kişiler koğuşlarından sabah 07.00’de çıkarılıyor, getiriliyor ve yorgun düşüyorlar. Avukatlar sıralarını bilmeyi talep ediyor. Bir gün 10-20 avukat veya sanık söz alıp savunma yapıp yapamayacağını bilmiyor. Biz toplu olarak gittik oraya, duruşmaları öne alın diye. Fakat orada ne öğrenelim, mahkeme başkanının avukatlara ‘Bekleyeceksiniz tabii, bekleyemiyorsanız davayı almasaydınız’ dediğini öğrendik. Bir mahkeme başkanı, sav- savunma-hüküm üçlüsünde eşit olarak yer aldığı avukata ‘Bu davayı niye aldın? Mademki aldın o zaman belirsiz bir biçimde bekleyeceksin. Ben ne zaman uygun bulursam sen o zaman konuşursun’ demesi savaş ortamında bile rastlanmayacak bir durumdur.”
ORTAK YASA BİLİNCİ HEDEFLENİYOR
Sözlerine devam eden Kaboğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Biz söz alarak müdahale ettik. Dışarıya çıktığımız zaman sayın başkanı kınadım. Ertesi sabah listeyi okuyarak duruşmaya başladı. Hepimiz için hicap verici bir durum ama bu bir gerçek. Sanki bizde siyasal kültürde hukuk nosyonu çok farklı bir yerde kalıyor gibi. Meclis’te farklı partilerden vekiller, ‘Hocam bilim insanısınız, saygı duyuyoruz ama bilim başka, siyaset başka’ derlerdi. Hemen anayasayı gösteriyordum. 81. madde gereği biz ortak metne ant içtik. Dolayısıyla anayasa, bizi birleştiren ve koruyan bir metin. Biz farklılıklarımızı değil, hukuk ortak paydamızı ortaya koymalıyız diye Meclis’te defalarca dile getirmişimdir. Şimdi de bu ‘Adil Yargılanma Hakkı’ yasa taslağını hazırlama sürecinde aslında ortak bir yasa bilinci hedefleniyor. Hakimler, savcılar ve avukatlar aynı yasaya tabiyiz.”