İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emrah Kırımlı: Türkiye'nin çoğu yerinde grip aşısı yok İstanbul Tabip Odası (İTO) Aile Hekimleri Komisyonu, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinde usulsüzlükleri, yolsuzlukları ve kamu kaynaklarının kötüye kullanımının tespiti gerekçesiyle uygulamaya konulan Risk Esaslı Denetim Sistemi (REDES) uygulamasına ilişkin olarak dün bir basın toplantısı gerçekleştirdi.
Toplantı bünyesinde okunan basın açıklamasında, REDES uygulamasının aile hekimleri ile sağlık çalışanları üzerinde bir baskı aracına dönüştüğü ifade edildi. REDES doğrultusunda açılan soruşturmaların gerekçelerine ve sonuçlarına ilişkin kapsamlı verilerin kamuoyu ile paylaşılmamasının hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarını töhmet altında bıraktığı belirtilerek Sağlık Bakanlığına şeffaflık çağrısında bulunuldu. Düzenlenen toplantıda İTO Yönetim Kurulu Üyesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Emrah Kırımlı ile Dr. Recep Koç da konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
REDES’in risk esaslı denetim gerçekleştirmeye yönelik bir yapay zeka uygulaması olarak açıklandığını anımsatan Dr. Emrah Kırımlı, Sağlık Bakanlığının toplum sağlığı açısından ilgilenmesi ve denetlemesi gereken pek çok önemli nokta bulunduğuna dikkat çekti. Dr. Kırımlı gerçekleştirdiği konuşmada şu ifadelere yer verdi:
"Sağlık Bakanlığı eğer risk arıyorsa, grip sezonuna başlıyoruz, şu anda İstanbul'da, Türkiye'nin çoğu yerinde grip aşısı yok. Bir risk arıyorsa Sağlık Bakanlığı; yurttaşlarımızın grip nedeniyle hayatını kaybetmesini, hastaneye yatmasını önleyecek grip aşısının Türkiye'de olmamasının riskini araştırmalı. Yıllardır söylenen HPV aşısının ve bunun olmaması nedeniyle kanser olan yurttaşlarımızın riskini denetlemeli. Biz her gün on binlerce, yüz binlerce kanser taraması yapıyoruz. Milyonlarca kişinin kanser taramasını yapıyoruz. Burada şüpheli vakalar yakalıyoruz. Bu kişilerin daha sonra doğrulanması için hastanelerde gerekli tetkikleri yapılmıyor. Bu kişiler arada kayboluyor. Eğer yapay zeka bir şeyi tespit edecekse bu arada kaybolan riskli kişilerin ne olduğunu tespit etmesi lazım."
Aşı tereddüdünün toplum genelinde arttığını belirten Kırımlı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine ve sahadaki gözlemlerine değindiği açıklamasında şunları söyledi:
"Aşı tereddüdü bu kadar artmışken, bize söylemiyor, topluma açıklamıyor ama Dünya Sağlık Örgütüne bildirdiği verilerden görüyoruz ki 2026 yılında Türkiye yeniden bir kızamık salgınıyla karşı karşıya. Biz sadece Sağlık Bakanlığının bildirdiği risk adı üzerine işte aşı itirazlarını, tereddüt formlarını dolduruyoruz ama bu kişilerin aşılanması, toplum sağlığını koruması için herhangi bir iyileştirici, düzeltici bir faaliyette bulunamıyoruz. Sağlık Bakanlığı bunun da peşinde değil."
Performans politikasının getirdiği sonuçları eleştiren Kırımlı, gerçek risklerin denetlenmesi gerektiğine vurgu yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer bir risk arıyorsa Sağlık Bakanlığı, gerçekten önce bu yaptığı performans politikasının yarattığı sonuçlarla ilgilenmeli. Türkiye'de 2 yılda bu eziyet yönetmeliğiyle kimsenin sağlığı düzelmedi, dahası kötüleşti. Daha da kötüsü aile hekimliği çalışanlarının sağlığı kötüleşti. Bunun sonucunda da hepimiz sağlıksız bir Türkiye'de yaşamaya devam ediyoruz. Gerçek risk budur. Denetlemek ve düzeltmek istedikleri bir şey varsa buradaki riski düzeltsinler."
Toplantıda söz alan Dr. Recep Koç ise aşı tedariki ve koruyucu sağlık hizmetleri hususunda Sağlık Bakanlığına yönelik eleştirilerini dile getirdi. Koç, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Halbuki biz Sağlık Bakanlığını devamlı uyarıyoruz: Aşılar nerede? Bakın şimdi sezon başladı, grip aşıları yetersiz. HPV aşıları nerede? 3 yıldır bakanlar değişiyor ama hala aşı takvimine alınmış değil. Hala aşı konusunda belirgin bir Bakanlığın politikası yok. Aynı şekilde koruyucu sağlık hizmetlerinde aşı retleri artık en yüksek seviyelere gelmiş, Sağlık Bakanlığının bu konuda hiçbir çalışması yok. Ama sadece aile hekimleri ve hemşirelerine ait bir baskı yöntemi, bir mobbing yöntemi uygulanmakta. Bizler aile hekimleri olarak bu sistemin koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik tanımasını ve mobbingin kaldırılmasını istiyoruz. En başta Sağlık Bakanlığının ilk yapacağı iş Türk Tabipleri Birliği ile ortak bir çalışmaya girmek ve aile hekimliği sistemini yeniden yeni bir kurgu getirmek, sistemi yeniden ele almak."
Toplantı bünyesinde okunan basın açıklamasında, REDES uygulamasının aile hekimleri ile sağlık çalışanları üzerinde bir baskı aracına dönüştüğü ifade edildi. REDES doğrultusunda açılan soruşturmaların gerekçelerine ve sonuçlarına ilişkin kapsamlı verilerin kamuoyu ile paylaşılmamasının hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarını töhmet altında bıraktığı belirtilerek Sağlık Bakanlığına şeffaflık çağrısında bulunuldu. Düzenlenen toplantıda İTO Yönetim Kurulu Üyesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Emrah Kırımlı ile Dr. Recep Koç da konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
SAĞLIK BAKANLIĞI EĞER RİSK ARIYORSA
REDES’in risk esaslı denetim gerçekleştirmeye yönelik bir yapay zeka uygulaması olarak açıklandığını anımsatan Dr. Emrah Kırımlı, Sağlık Bakanlığının toplum sağlığı açısından ilgilenmesi ve denetlemesi gereken pek çok önemli nokta bulunduğuna dikkat çekti. Dr. Kırımlı gerçekleştirdiği konuşmada şu ifadelere yer verdi:
"Sağlık Bakanlığı eğer risk arıyorsa, grip sezonuna başlıyoruz, şu anda İstanbul'da, Türkiye'nin çoğu yerinde grip aşısı yok. Bir risk arıyorsa Sağlık Bakanlığı; yurttaşlarımızın grip nedeniyle hayatını kaybetmesini, hastaneye yatmasını önleyecek grip aşısının Türkiye'de olmamasının riskini araştırmalı. Yıllardır söylenen HPV aşısının ve bunun olmaması nedeniyle kanser olan yurttaşlarımızın riskini denetlemeli. Biz her gün on binlerce, yüz binlerce kanser taraması yapıyoruz. Milyonlarca kişinin kanser taramasını yapıyoruz. Burada şüpheli vakalar yakalıyoruz. Bu kişilerin daha sonra doğrulanması için hastanelerde gerekli tetkikleri yapılmıyor. Bu kişiler arada kayboluyor. Eğer yapay zeka bir şeyi tespit edecekse bu arada kaybolan riskli kişilerin ne olduğunu tespit etmesi lazım."
Aşı tereddüdünün toplum genelinde arttığını belirten Kırımlı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine ve sahadaki gözlemlerine değindiği açıklamasında şunları söyledi:
"Aşı tereddüdü bu kadar artmışken, bize söylemiyor, topluma açıklamıyor ama Dünya Sağlık Örgütüne bildirdiği verilerden görüyoruz ki 2026 yılında Türkiye yeniden bir kızamık salgınıyla karşı karşıya. Biz sadece Sağlık Bakanlığının bildirdiği risk adı üzerine işte aşı itirazlarını, tereddüt formlarını dolduruyoruz ama bu kişilerin aşılanması, toplum sağlığını koruması için herhangi bir iyileştirici, düzeltici bir faaliyette bulunamıyoruz. Sağlık Bakanlığı bunun da peşinde değil."
Performans politikasının getirdiği sonuçları eleştiren Kırımlı, gerçek risklerin denetlenmesi gerektiğine vurgu yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer bir risk arıyorsa Sağlık Bakanlığı, gerçekten önce bu yaptığı performans politikasının yarattığı sonuçlarla ilgilenmeli. Türkiye'de 2 yılda bu eziyet yönetmeliğiyle kimsenin sağlığı düzelmedi, dahası kötüleşti. Daha da kötüsü aile hekimliği çalışanlarının sağlığı kötüleşti. Bunun sonucunda da hepimiz sağlıksız bir Türkiye'de yaşamaya devam ediyoruz. Gerçek risk budur. Denetlemek ve düzeltmek istedikleri bir şey varsa buradaki riski düzeltsinler."
BAKANLIĞIN AŞI KONUSUNDA HALA BELİRGİN BİR POLİTİKASI YOK
Toplantıda söz alan Dr. Recep Koç ise aşı tedariki ve koruyucu sağlık hizmetleri hususunda Sağlık Bakanlığına yönelik eleştirilerini dile getirdi. Koç, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Halbuki biz Sağlık Bakanlığını devamlı uyarıyoruz: Aşılar nerede? Bakın şimdi sezon başladı, grip aşıları yetersiz. HPV aşıları nerede? 3 yıldır bakanlar değişiyor ama hala aşı takvimine alınmış değil. Hala aşı konusunda belirgin bir Bakanlığın politikası yok. Aynı şekilde koruyucu sağlık hizmetlerinde aşı retleri artık en yüksek seviyelere gelmiş, Sağlık Bakanlığının bu konuda hiçbir çalışması yok. Ama sadece aile hekimleri ve hemşirelerine ait bir baskı yöntemi, bir mobbing yöntemi uygulanmakta. Bizler aile hekimleri olarak bu sistemin koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik tanımasını ve mobbingin kaldırılmasını istiyoruz. En başta Sağlık Bakanlığının ilk yapacağı iş Türk Tabipleri Birliği ile ortak bir çalışmaya girmek ve aile hekimliği sistemini yeniden yeni bir kurgu getirmek, sistemi yeniden ele almak."