Karabat'tan fon krizi açıklaması: Sermaye piyasasında güven vurgusu

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Karabat'tan fon krizi açıklaması: Sermaye piyasasında güven vurgusu YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya hesabından sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. Karabat, “Yolsuzluk, eşitsizlik, hukuksuzluk, fon skandalı... Türkiye'nin asıl sorunu güven” başlığıyla yaptığı açıklamada, fonlarda yaşanan gelişmelerin Türkiye'deki ekonomik ve kurumsal güven açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Karabat, Türkiye'nin yolsuzluk algısı, gelir adaletsizliği ve hukuk güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, fon krizinin de bu tabloya eklendiğini söyledi.

“FON SKANDALI GÜVEN KRİZİDİR”


Karabat, borsada yaşanan gelişmelerin yalnızca bir piyasa hareketi olarak ele alınamayacağını belirterek, bazı fonlarda manipülasyon yapıldığına ilişkin daha önce açıklamalar bulunduğunu hatırlattı.

Karabat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye zaten yolsuzluk algısı, gelir adaletsizliği ve hukuk güvenliği sorunlarıyla boğuşuyordu. Şimdi bunlara bir de fon skandalı eklendi. Bu yalnızca bir borsa krizi değil, Türkiye'nin güven krizidir. ‘Kimsenin haberi yoktu’ denilebilecek bir olaydan söz etmiyoruz. Mehmet Şimşek, Kasım 2025'te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığının bilindiğini kamuoyu önünde açıklamıştı. Aradan 10 ay geçti. Sonra ne oldu? Fonlarda ödeme krizi çıktı, borsa sarsıldı, 131 fon tasfiye sürecine girdi. Madem sorun biliniyordu, neden bu noktaya gelmesi engellenemedi?”

SPK, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu fonların alım ve satım işlemlerini durdurmuş, 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesine karar vermişti. Tasfiye sürecinin yürütülmesi için de iki banka görevlendirilmişti.

“AKP TÜRKİYE'SİNİN GÜVEN SİCİLİ ZATEN PARLAK DEĞİL”


Fonlarda 20 milyar doları aşan büyüklük bulunduğunu belirten Karabat, yaşanan gelişmelerin çarpan etkisiyle daha geniş bir zarara yol açabileceğini savundu.

Karabat, Türkiye'nin yolsuzluk algısı ve gelir dağılımındaki eşitsizliklere ilişkin çeşitli uluslararası raporlardan veriler aktararak, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin güven sorununu daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

Karabat, Transparency International'ın 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi'nde Türkiye'nin 182 ülke arasında 124'üncü sırada yer aldığını, ayrıca kuruluşun Türkiye'yi 2012'den bu yana yolsuzluk algısı puanı en fazla gerileyen ülkeler arasında gösterdiğini belirtti.

Gelir dağılımına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karabat, World Inequality Report 2026 verilerine göre Türkiye'de en zengin yüzde 10'luk kesimin toplam gelirin yüzde 53,3'ünü aldığını, nüfusun en yoksul yüzde 50'sinin gelirden aldığı payın ise yüzde 15,2 olduğunu söyledi.

“KÜÇÜK YATIRIMCI BİRİKİMİNİ KORUMAK İÇİN FONLARA YÖNELİYOR”


Karabat, servet dağılımındaki eşitsizliğe ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. En zengin yüzde 10'luk kesimin servetin yüzde 68,4'üne sahip olduğunu belirten Karabat, OECD verilerinde Türkiye'nin Gini katsayısının 0,427 olduğunu ve OECD karşılaştırmasının 0,316 seviyesinde bulunduğunu ifade etti.

OECD'nin Türkiye'deki vergi ve sosyal yardım sisteminin piyasa gelirlerindeki eşitsizliği azaltma kapasitesinin sınırlı olduğuna dikkat çektiğini belirten Karabat, gelir ve servet dağılımındaki tablo ile küçük yatırımcıların tasarruflarını koruma arayışını birlikte değerlendirdi.

Karabat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Servette uçurum daha büyük. En zengin yüzde 10, servetin yüzde 68,4'ünü elinde tutuyor. OECD verileri de aynı yarayı gösteriyor. Türkiye'nin Gini katsayısı 0,427. OECD karşılaştırması: 0,316. OECD ayrıca Türkiye'deki vergi ve sosyal yardım sisteminin piyasa gelirlerindeki eşitsizliği azaltma kapasitesinin çok sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Yani bir tarafta servet giderek yukarıda yoğunlaşıyor, diğer tarafta küçük yatırımcı birikimini koruyabilmek için borsaya ve fonlara yöneliyor.”

“BİRKAÇ FON SORUN YAŞADI HİKAYESİ DEĞİL”


Fonlardaki ödeme sorunları ve borsadaki sert hareketlere de değinen Karabat, bazı fonların ödeme yükümlülüklerini yerine getiremediğini ve BIST 100 endeksinin bir günde yüzde 5'in üzerinde gerilediğini belirtti.

Karabat ayrıca Merkez Bankası'nın repo fonlamasını 300 milyar liraya yükselttiğini, bankaların bankalar arası para piyasası borçlanma limitlerinin ise 10 kat artırıldığını ifade etti. Merkez Bankası'nın repo fonlamasının 300 milyar liraya çıkarılması ve bankalar arası borçlanma limitlerindeki değişiklikler, fon krizinin ardından piyasalara yönelik alınan önlemler arasında yer aldı.

Karabat, yaşanan gelişmelerin birkaç fonla sınırlı bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak şöyle devam etti:

“Şimdi o küçük yatırımcıya sermaye piyasasında ne yaşatıldı? Bazı fonlar ödeme yükümlülüklerini yerine getiremedi. BIST 100 bir günde yüzde 5'ten fazla düştü. Merkez Bankası repo fonlamasını 300 milyar TL'ye yükseltti. Bankaların bankalar arası para piyasası borçlanma limitleri 10 kat artırıldı. Bunlar sıradan bir 'Birkaç fon sorun yaşadı' hikayesinin görüntüleri değil. Üstelik uluslararası yatırımcıların Türkiye borsasına ilişkin soru işaretleri bu krizden önce de vardı. MSCI, haziran ayında Türkiye hisse piyasasında pay sahipliği şeffaflığı ve koordineli işlemler konusunda endişelerini dile getirmiş, yeterli reform yapılmazsa Türkiye piyasasının değerlendirilmesinin yeniden ele alınabileceğini belirtmişti. Şimdi üzerine on milyarlarca dolarlık fon krizi geldi. Bunun sermaye piyasasının uluslararası itibarı açısından maliyetini küçümsemek mümkün değil.”

“PARA, GÜVENİN ARKASINDAN GELİR”


Karabat, World Justice Project'in 2025 Hukukun Üstünlüğü çalışmasına da değinerek Türkiye'de yargının yürütmeyi sınırlaması, yargı üzerindeki uygunsuz kamu etkisi ve sivil adalet gibi alanlarda gerileme kaydedildiğini söyledi.

Ekonomideki gelişmeler ile hukuka ve kurumlara duyulan güvenin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Karabat, sermaye piyasalarının işleyişinde güvenin temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

Karabat, “Sermaye piyasasının temel ham maddesi paradır sanılıyor. Hayır. Sermaye piyasasının temel ham maddesi güvendir. Para güvenin arkasından gelir” dedi.

“TÜRKİYE'NİN İHTİYACI ŞEFFAFLIKTIR”


Karabat, açıklamasının son bölümünde Türkiye'nin yolsuzluk algısı, gelir ve servet dağılımı, yatırımcı güveni ve fon tasfiyelerine ilişkin değerlendirmelerini bir arada ele aldı.

131 fonun tasfiye sürecine alınmasının ardından yatırımcıların hangi kurum ve denetim mekanizmasına güvenerek yatırım yapacağı sorusunu gündeme getiren Karabat, sermaye piyasalarında şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemine dikkat çekti.

Karabat, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye'nin artık önünde çok ağır bir bilanço var: Yolsuzluk algısında 124/182. Gelirin yüzde 53'ü en zengin yüzde 10'a gidiyor. Servetin yüzde 68'i en zengin yüzde 10'un elinde. Gelir eşitsizliği OECD ortalamasının belirgin üzerinde. Uluslararası yatırımcılar borsadaki şeffaflık ve işlem pratiklerini sorguluyor. Ve şimdi 131 fon tasfiye ediliyor. Türkiye'de yatırımcı parasını hangi kuruma, hangi denetime, hangi kurala güvenerek yatıracak? Bir ülkede insanlar enflasyona karşı parasını koruyacağına, piyasada kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını düşünmeye başlıyorsa sorun artık finansal değil, kurumsaldır. Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir hikaye değil, şeffaflıktır. Hesap verebilirlik, bağımsız ve zamanında denetim, herkes için aynı kural. Çünkü bunlar yoksa yabancı yatırımcı da yerli yatırımcı da aynı soruyu sorar: 'Ben paramı neden bu piyasaya yatırayım?'”
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst