MASAK eski Başkan Yardımcısı Başak'tan fon krizi yorumu: Sermaye piyasası tarihinin en tahrip edici organize olayı Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, fon krizini “Cumhuriyet tarihinin sayılı, 45 yıllık sermaye piyasası tarihinin ise en tahrip edici ve en çok mağdurun yaratıldığı organize bir olaydır” sözleriyle niteledi, DDK isterse, bu konudaki daha detaylı düşünce ve önerilerini aktarmaya hazır olduğunu söyledi.
Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak fon krizine yönelik değerlendirmede bulundu. Başak, X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Cumhuriyet tarihinin sayılı, 45 yıllık sermaye piyasası tarihinin ise en tahrip edici ve en çok mağdurun yaratıldığı organize bir olaydır” ifadelerini kullandı. Devlet Denetleme Kurulu’nun istediği takdirde önerilini aktarmaya hazır olduğunu kaydeden başak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“ SPK’nın gözleri önünde gerçekleşmiştir. İddia edildiği gibi sınırlı değil çok geniştir. Sadece tasfiyeye alınan fon mağdurlarından da ibaret değildir. Hisse senetlerine ve bireysel emeklilik fonlarına yatırım yapanlar da dahil olmak üzere en az 2 milyon mağdur yatırımcı vardır ve bu sayı aileleri ile birlikte en az 5 milyon kişi demektir. Dolayısıyla sorunun boyutu ifade edildiği gibi 20 milyar dolar değil, çok çok daha büyüktür.
Tarihin en şaibeli, en organize ve en uzun süren işlemlerinin, siyasetten, bürokrasiden ve yargıdan destek almadan gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir. Bu organize olayları görmesine rağmen görevini yapmayan veya yapamayan kamu görevlilerinin hala görevlerine devam etmesi çok yanlıştır. Nitekim süreç etkin olarak yürütülememektedir ve verilen tedbir kararları da yetersizdir.
Önce verilen, ancak saatler içinde kaldırılan tedbir kararları ise kamuoyunda çok ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Dolayısıyla tarihin en önemli dolandırıcılıklarını gerçekleştirerek milyonlarca vatandaşı zarara uğratan bu organize eylemlerde, gerçek sorumluların cezalandırılması ve zarara uğratılan yüzbinlerce küçük yatırımcının mağduriyetlerinin mümkün olduğunca azaltılabilmesi için bu gerçeklerin bilinerek hareket edilmesi gerekmektedir. Aksi halde ekonomik ve sosyal tahribatları çok daha yüksek olacaktır. Ayrıca DDK isterse, bu konudaki daha detaylı düşünce ve önerilerimi aktarmaya hazır olduğumu da belirtmek isterim.”
Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak fon krizine yönelik değerlendirmede bulundu. Başak, X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Cumhuriyet tarihinin sayılı, 45 yıllık sermaye piyasası tarihinin ise en tahrip edici ve en çok mağdurun yaratıldığı organize bir olaydır” ifadelerini kullandı. Devlet Denetleme Kurulu’nun istediği takdirde önerilini aktarmaya hazır olduğunu kaydeden başak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“ SPK’nın gözleri önünde gerçekleşmiştir. İddia edildiği gibi sınırlı değil çok geniştir. Sadece tasfiyeye alınan fon mağdurlarından da ibaret değildir. Hisse senetlerine ve bireysel emeklilik fonlarına yatırım yapanlar da dahil olmak üzere en az 2 milyon mağdur yatırımcı vardır ve bu sayı aileleri ile birlikte en az 5 milyon kişi demektir. Dolayısıyla sorunun boyutu ifade edildiği gibi 20 milyar dolar değil, çok çok daha büyüktür.
Tarihin en şaibeli, en organize ve en uzun süren işlemlerinin, siyasetten, bürokrasiden ve yargıdan destek almadan gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir. Bu organize olayları görmesine rağmen görevini yapmayan veya yapamayan kamu görevlilerinin hala görevlerine devam etmesi çok yanlıştır. Nitekim süreç etkin olarak yürütülememektedir ve verilen tedbir kararları da yetersizdir.
Önce verilen, ancak saatler içinde kaldırılan tedbir kararları ise kamuoyunda çok ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Dolayısıyla tarihin en önemli dolandırıcılıklarını gerçekleştirerek milyonlarca vatandaşı zarara uğratan bu organize eylemlerde, gerçek sorumluların cezalandırılması ve zarara uğratılan yüzbinlerce küçük yatırımcının mağduriyetlerinin mümkün olduğunca azaltılabilmesi için bu gerçeklerin bilinerek hareket edilmesi gerekmektedir. Aksi halde ekonomik ve sosyal tahribatları çok daha yüksek olacaktır. Ayrıca DDK isterse, bu konudaki daha detaylı düşünce ve önerilerimi aktarmaya hazır olduğumu da belirtmek isterim.”