ORÇEV'den Korgan Yaylası’nda yürütülen maden sondajı çalışmalarına protesto Ordu Çevre Derneği (ORÇEV), Korgan Yaylası’nda maden arama ve rezerv tespiti amacıyla yürütülen sondaj çalışmalarının çevre ile yaşam alanları açısından oluşturabileceği risklere dikkati çekerek, söz konusu faaliyetlerin durdurulması talebiyle Ordu Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Ordu Büyükşehir Belediyesi binası önünde düzenlenen kitlesel basın açıklamasına siyasi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katılarak çevre savunucularına destek verdi. Basın açıklamasında, “Bilirkişi kök ve ek raporlarında doğanın ve ekosistemin parçalanması değil, koruması gerektiği belirtilmesine rağmen yürütme durdurma kararı neden verilmez?” sorusu yöneltildi.
Açıklamada, Korgan Yaylası’nda sürdürülen maden arama sondajlarının doğaya, su havzalarına ve bölgedeki yaşam alanlarına telafisi imkansız zararlar verebileceğine işaret edilerek, yetkili mercilere çalışmaların acilen durdurulması yönünde çağrıda bulunuldu.
Dernek adına konuşan ORÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Türkmen, Korgan ve Aybastı ilçelerindeki yaylalarda verilen izin süreçlerini ve hukuki gelişmeleri aktardığı açıklamasında şu bilgileri paylaştı:
"Korgan ilçemiz Turnalık Çobantepe ile Aybastı ilçemiz Perşembe yaylalarında aslen Rizeli Kuzey Kıbrıs vatandaşı Emrullah Turanlı'ya ait Taşyapı İnşaat Anonim Şirketi tarafından Ordu Valiliği Mera Kurul kararı ile Temmuz 2004'te altın madeni işletmeciliği için arama ve rezerv tespiti amaçlı sondaj çalışmalarına izin verilmiştir. Oysa Ordu Valiliği Nisan 2024'te aynı mera kurulunca oy birliği ile sondaja izin vermemişti. Ancak süreç içinde Maden Petrol Arama Genel Müdürlüğü'nün baskısı sonucu önceki red gerekçelerini yok sayarak ama bu kez oy çokluğu ile önceki kararını değiştirip sondajın önünü açan Mera Kurul kararı verilmiştir."
Mera Kurulu tarafından alınan karara karşı dernek olarak yurttaşlarla birlikte yargı yoluna başvurduklarını ifade eden Türkmen, dava sürecinde yaşananları şu sözlerle anlattı:
"Ordu İdare Mahkemesi, keşif yapmaksızın sunduğumuz kanıtların yeterli olduğu kanısı ile önce yürütmeyi durdurma kararı, sonrasında da sondaja izin veren Ordu Valiliği Mera Kurul kararının iptaline karar vermiştir. Ancak Ordu Valiliği, İdare Mahkemesi'nin iptal kararını İstinaf Mahkemesi'ne taşıdı. İstinaf Mahkemesi davaya konu alanda keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporundan sonra karar verilmesi gerektiğinden kararı bozdu."
İstinaf Mahkemesi'nin bozma kararının ardından Ordu İdare Mahkemesi'nin bilirkişi heyetiyle alanda keşif yapılması yönünde karar aldığını aktaran Türkmen, keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporunun itiraz gerekçelerini destekler nitelikte olduğunu, Mera Kurul kararının olumsuz yönlerini ve yörede yaratacağı onarılmaz tahribatı açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.
Yargı sürecine ve sahada meydana gelen çevresel zararlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkmen, şunları kaydetti:
"Bu aşamada davacı olarak beklentimiz mahkemece yürütmeyi durdurma kararı verilmesiydi. Yürütmeyi durdurma kararı verilmediği süreçte sondaj alanlarına ulaşmak için açılan yollar, usulüne uygun yapılmayan sondaj çalışmaları nedeniyle mera ve orman alanları bütünlüğünün bozulması, ekosistemin onulmaz biçimde tahribatının yanında sondaj atıkları ve sularının yasal düzenlemeleri yok sayarak su kaynaklarına ve dereciklere deşarj etmeleri sonucu biri hamile olmak üzere 3 adet büyükbaş hayvan ölümüne neden olunmuş ve bütün bu olumsuzluklar dile getirilmiş ve suç duyurularında bulunulmuş olmasına rağmen asıl görevi kontrol etmek olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü uyarı ve taleplere duyarsız kalarak mal ve can kaybına neden olunmuştur. Ayrıca suç duyurularının bugüne değin sonuçlanmışlığı da yoktur. Bu gelişmeler yaşanırken bilirkişilerden istenen ek rapor dosyası sunulmuş, önceki kök raporlarındaki gerekçeleri daha da genişleterek açıklama yapan bilirkişiler nihai olarak üstün kamu yararının ekosistemin korunmasından yana olduğunu belirterek son noktayı koymuştur."
Yürütmeyi durdurma kararı bekledikleri sırada mahkemenin ziraat bilirkişisinden yeni bir ek rapor talep ettiğini belirten Türkmen, açıklamalarını şu ifadelerle sürdürdü:
"20 günlük beklenti sonrası yürütmeyi durdurma kararı beklerken Ordu İdare Mahkemesi talep olmaksızın bu kez ziraat bilirkişisinden yöredeki büyükbaş ve küçükbaş hayvanları ile arı yetiştiriciliğinden elde edilecek getirilerin belirlenmesi istekli yeni bir ek rapor daha istemiştir. İstenilen bu ek rapor da dün itibarıyla dosya sunulmuş, veriler sunularak hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin yıllık getiri hesaplaması yapılmış ancak yine satır aralarında da olsa ekosistemin korunması gerekliliği bir kez daha vurgulanmıştır. Duyarlı doğa savunucuları olarak bazı sorulara yanıt aramanın hakkımız olduğu inancı ile bilirkişi kök ve ek raporlarında doğanın ve ekosistemin parçalanması değil, koruması gerektiği belirtilmesine rağmen yürütme durdurma kararı neden verilmez? Kamu yararı tespitinin kısa vadeli parasal getiriye endekslenme dayatmasının, sosyolojik uzun vadeli kazanım hesaplamalarının göz ardı edilmesinin sorgulanması gerekmez mi? Her şey vahşi madencilik yoluyla şirketlerin kasasına girecek para mıdır? Yüzyıllardır yörede yaşayan, yöreyi yaşayanların doğal yollardan ekonomiye uzun vadede katkılarının görmezden gelinmesi nedendir? Fatsa'da, Erzincan İliç'te yaşananlardan hiç mi ders alınmaz? Yürütme durdurma kararı verilmesi sürecin olağan dışı nedenlerle uzatılması hem yargılama sistemini zorlamakta ve hem de doğanın geri dönüşümsüz tahribatına yol açmakta olduğu neden görmezden gelinmektedir? Karadeniz'in incisi Ordu'nun geleceği doğasını ve ekosistemini korumaktır. Gelecek nesillerimize bırakacağımız önemli ve tek miras Ordu'nun doğası ve ekosistemidir. Aynı hassasiyeti yönetenlerden ve karar vericilerden beklemek en doğal hakkımızdır. Doğamızı sonuna kadar Anayasamızın 56. maddesinde bize verilen görev doğrultusunda korumak, kollamak durumundayız ve zorundayız."
Ordu Büyükşehir Belediyesi binası önünde düzenlenen kitlesel basın açıklamasına siyasi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katılarak çevre savunucularına destek verdi. Basın açıklamasında, “Bilirkişi kök ve ek raporlarında doğanın ve ekosistemin parçalanması değil, koruması gerektiği belirtilmesine rağmen yürütme durdurma kararı neden verilmez?” sorusu yöneltildi.
Açıklamada, Korgan Yaylası’nda sürdürülen maden arama sondajlarının doğaya, su havzalarına ve bölgedeki yaşam alanlarına telafisi imkansız zararlar verebileceğine işaret edilerek, yetkili mercilere çalışmaların acilen durdurulması yönünde çağrıda bulunuldu.
Dernek adına konuşan ORÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Türkmen, Korgan ve Aybastı ilçelerindeki yaylalarda verilen izin süreçlerini ve hukuki gelişmeleri aktardığı açıklamasında şu bilgileri paylaştı:
"Korgan ilçemiz Turnalık Çobantepe ile Aybastı ilçemiz Perşembe yaylalarında aslen Rizeli Kuzey Kıbrıs vatandaşı Emrullah Turanlı'ya ait Taşyapı İnşaat Anonim Şirketi tarafından Ordu Valiliği Mera Kurul kararı ile Temmuz 2004'te altın madeni işletmeciliği için arama ve rezerv tespiti amaçlı sondaj çalışmalarına izin verilmiştir. Oysa Ordu Valiliği Nisan 2024'te aynı mera kurulunca oy birliği ile sondaja izin vermemişti. Ancak süreç içinde Maden Petrol Arama Genel Müdürlüğü'nün baskısı sonucu önceki red gerekçelerini yok sayarak ama bu kez oy çokluğu ile önceki kararını değiştirip sondajın önünü açan Mera Kurul kararı verilmiştir."
Mera Kurulu tarafından alınan karara karşı dernek olarak yurttaşlarla birlikte yargı yoluna başvurduklarını ifade eden Türkmen, dava sürecinde yaşananları şu sözlerle anlattı:
"Ordu İdare Mahkemesi, keşif yapmaksızın sunduğumuz kanıtların yeterli olduğu kanısı ile önce yürütmeyi durdurma kararı, sonrasında da sondaja izin veren Ordu Valiliği Mera Kurul kararının iptaline karar vermiştir. Ancak Ordu Valiliği, İdare Mahkemesi'nin iptal kararını İstinaf Mahkemesi'ne taşıdı. İstinaf Mahkemesi davaya konu alanda keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporundan sonra karar verilmesi gerektiğinden kararı bozdu."
İstinaf Mahkemesi'nin bozma kararının ardından Ordu İdare Mahkemesi'nin bilirkişi heyetiyle alanda keşif yapılması yönünde karar aldığını aktaran Türkmen, keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporunun itiraz gerekçelerini destekler nitelikte olduğunu, Mera Kurul kararının olumsuz yönlerini ve yörede yaratacağı onarılmaz tahribatı açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.
BEKLENTİMİZ YÜRÜTMENİN DURDURULMASI
Yargı sürecine ve sahada meydana gelen çevresel zararlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkmen, şunları kaydetti:
"Bu aşamada davacı olarak beklentimiz mahkemece yürütmeyi durdurma kararı verilmesiydi. Yürütmeyi durdurma kararı verilmediği süreçte sondaj alanlarına ulaşmak için açılan yollar, usulüne uygun yapılmayan sondaj çalışmaları nedeniyle mera ve orman alanları bütünlüğünün bozulması, ekosistemin onulmaz biçimde tahribatının yanında sondaj atıkları ve sularının yasal düzenlemeleri yok sayarak su kaynaklarına ve dereciklere deşarj etmeleri sonucu biri hamile olmak üzere 3 adet büyükbaş hayvan ölümüne neden olunmuş ve bütün bu olumsuzluklar dile getirilmiş ve suç duyurularında bulunulmuş olmasına rağmen asıl görevi kontrol etmek olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü uyarı ve taleplere duyarsız kalarak mal ve can kaybına neden olunmuştur. Ayrıca suç duyurularının bugüne değin sonuçlanmışlığı da yoktur. Bu gelişmeler yaşanırken bilirkişilerden istenen ek rapor dosyası sunulmuş, önceki kök raporlarındaki gerekçeleri daha da genişleterek açıklama yapan bilirkişiler nihai olarak üstün kamu yararının ekosistemin korunmasından yana olduğunu belirterek son noktayı koymuştur."
DOĞAMIZI SONUNA KADAR KORUMAK DURUMUNDAYIZ
Yürütmeyi durdurma kararı bekledikleri sırada mahkemenin ziraat bilirkişisinden yeni bir ek rapor talep ettiğini belirten Türkmen, açıklamalarını şu ifadelerle sürdürdü:
"20 günlük beklenti sonrası yürütmeyi durdurma kararı beklerken Ordu İdare Mahkemesi talep olmaksızın bu kez ziraat bilirkişisinden yöredeki büyükbaş ve küçükbaş hayvanları ile arı yetiştiriciliğinden elde edilecek getirilerin belirlenmesi istekli yeni bir ek rapor daha istemiştir. İstenilen bu ek rapor da dün itibarıyla dosya sunulmuş, veriler sunularak hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin yıllık getiri hesaplaması yapılmış ancak yine satır aralarında da olsa ekosistemin korunması gerekliliği bir kez daha vurgulanmıştır. Duyarlı doğa savunucuları olarak bazı sorulara yanıt aramanın hakkımız olduğu inancı ile bilirkişi kök ve ek raporlarında doğanın ve ekosistemin parçalanması değil, koruması gerektiği belirtilmesine rağmen yürütme durdurma kararı neden verilmez? Kamu yararı tespitinin kısa vadeli parasal getiriye endekslenme dayatmasının, sosyolojik uzun vadeli kazanım hesaplamalarının göz ardı edilmesinin sorgulanması gerekmez mi? Her şey vahşi madencilik yoluyla şirketlerin kasasına girecek para mıdır? Yüzyıllardır yörede yaşayan, yöreyi yaşayanların doğal yollardan ekonomiye uzun vadede katkılarının görmezden gelinmesi nedendir? Fatsa'da, Erzincan İliç'te yaşananlardan hiç mi ders alınmaz? Yürütme durdurma kararı verilmesi sürecin olağan dışı nedenlerle uzatılması hem yargılama sistemini zorlamakta ve hem de doğanın geri dönüşümsüz tahribatına yol açmakta olduğu neden görmezden gelinmektedir? Karadeniz'in incisi Ordu'nun geleceği doğasını ve ekosistemini korumaktır. Gelecek nesillerimize bırakacağımız önemli ve tek miras Ordu'nun doğası ve ekosistemidir. Aynı hassasiyeti yönetenlerden ve karar vericilerden beklemek en doğal hakkımızdır. Doğamızı sonuna kadar Anayasamızın 56. maddesinde bize verilen görev doğrultusunda korumak, kollamak durumundayız ve zorundayız."