Smart Solar işçilerinden Meclis’te çağrı: 85 işçi işe geri alınsın, sendikal özgürlüğümüz tanınsın İzmir'in Aliağa ilçesinde faaliyet gösteren Smart Solar fabrikasında sendika seçme ve toplu iş sözleşmesi hakları için mücadele eden işçiler, Emek Partisi (EMEP) milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca ile Yeni Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın katılımıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında gerçekleştirdikleri basın toplantısında, kamu teşviklerinden yararlanan şirkette işten çıkarılan 85 işçinin işe iade edilmesini ve sendikal özgürlüklerinin güvence altına alınmasını talep etti.
Sendika seçme hakları, toplu iş sözleşmesinden doğan hakları ve işten atılan çalışma arkadaşlarının işe geri alınması için direnişlerini sürdüren Aliağa’daki 21 Smart Solar işçisi, milletvekilleriyle birlikte Meclis’te ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. İşçiler ve milletvekilleri; kamu desteklerinden yararlanan şirkette yaşanan işten çıkarmaların ve verilen istihdam taahhütlerinin araştırılmasını, haksız yere işine son verilen 85 işçinin işe geri alınmasını ve sendikal haklarının yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Smart Solar’ın Aliağa’da birkaç yıl önce kurulan ve Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın “Güneşimiz parlamaya devam edecek” sloganının bir yansıması olarak tanıtılan bir fabrika olduğunu söyledi.
Fabrikanın açılış töreninden bir fotoğraf gösteren Bayhan, açılışın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından birlikte yapıldığını hatırlattı.
Bayhan, fabrikanın açılışında Smart Solar’ın “yerli ve milli enerji politikası” kapsamında Türkiye’nin yeşil enerji üretimindeki atılımının sembolü olarak kamuoyuna duyurulduğunu belirterek, “Hikâye böyle başlıyor” dedi.
Fabrikanın ana hissedarı Halil Demirdağ’ın da Smart Solar’ın kuruluşuyla birlikte Türkiye’de yeşil enerji, yenilenebilir enerji, çevre, doğa ve insan dostu enerji ile yerli ve milli enerji politikalarının sembolü olan bir sermayedar olarak öne çıktığını belirten Bayhan, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde COP31 kapsamında düzenlenecek konferansa hazırlandığını hatırlatarak tesisin yeşil dönüşüm tablosu açısından çarpıcı bir sembol olduğunu kaydetti.
“Güneşimiz parlamaya devam edecek” sloganıyla başlayan politikayı “güneşten sermaye ve servet devşirme politikası” olarak adlandırdıklarını ifade eden Bayhan, “Biz Smart Solar’da bu politikanın nasıl bir ucuz emek sömürüsü ve nasıl bir ucuz doğa politikası olarak işlediğini sizlerle paylaşacağız” dedi.
Smart Solar işçilerinin açıklamalarının, yaşadıklarının ve taleplerinin kamuoyuna anlatılanlarla gerçekler arasındaki farkı ortaya koyacağını belirten Bayhan, “Yeşil dönüşüm, yenilenebilir enerji, sürdürülebilirlik ve benzeri başlıklar altında yaşanan ağır ve yoğun ucuz emek sömürüsünün, doğayı ve insanı süründürme politikasının Smart Solar’daki gerçeğine tanıklık edeceğiz” diye konuştu.
Smart Güneş Teknolojileri’nin İzmir Aliağa fabrikasında çalışan ve Türk-İş’e bağlı TES-İŞ’ten istifa ederek DİSK/Enerji-Sen’de örgütlenen işçiler, yaşadıkları sendikal baskıyı ve işten çıkarmaları TBMM gündemine taşıdı. EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca ve CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın katılımıyla TBMM’de basın toplantısı düzenleyen Smart Solar işçileri, sendika değiştirdikleri gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını belirterek 85 işçinin işe iadesini ve sendikal özgürlüklerinin tanınmasını istedi.
İşçilerin hazırladığı basın açıklamasını okuyan EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 7 Ekim’den bu yana fabrika önünde kurulan direniş çadırında mücadelelerini kararlılıkla sürdüren işçilerin taleplerini ve kamu desteklerinden yararlanan şirketin sorumluluklarını dile getirdi.
Smart Solar işçileri, sendika değiştirme sürecinin ardından işten çıkarmalarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek bugüne kadar 32’si kadın olmak üzere toplam 85 işçinin işine son verildiğini açıkladı.
İşçilerin aktardığı bilgilere göre, işten çıkarmalar başlamadan önce fabrikada 245’i kadın olmak üzere toplam 655 işçi çalışıyordu. İşçilerin yüzde 90’a varan bölümü TES-İŞ’ten istifa ederek DİSK/Enerji-Sen’de örgütlendi. Örgütlenme sürecine öncülük eden 7 işçi ise “departman fazlalığı” gerekçesiyle işten çıkarıldı.
11 Eylül’de bu haksız işten çıkarmalara karşı İş Kanunu’nun 34. maddesi kapsamında çalışmaktan kaçınma hakkını kullanan işçiler fabrikada üretimi durdurdu. Dört gün süren direnişin ardından işveren yetkilileriyle yapılan görüşmeler sonucunda bir mutabakata varıldı. Mutabakat kapsamında sendikal baskıya izin verilmemesi, çoğunluğu sağlayan sendikanın muhatap kabul edilmesi, ödenmeyen dönem zammı için ödeme planı paylaşılması ve işten çıkarılan 7 işçi için 10 gün boyunca müzakere yürütülmesi kararlaştırıldı.
Ancak işçilerin açıklamasına göre işveren mutabakatı tek taraflı olarak feshetti; işten çıkarılan işçiler işe geri alınmadı ve hak ettikleri yasal alacakları ödenmedi.
İşçiler, Aliağa fabrikasının devlet yardımıyla kurulan bir yatırım olduğunu vurgulayarak yaşadıkları sorunun yalnızca işyeriyle sınırlı kalmadığını belirtti. Açıklamada, fabrikanın 15 Ekim 2022 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’yla proje bazlı devlet yardımı verilen yatırımlar arasında yer aldığı hatırlatıldı.
Yaklaşık 7,6 milyar TL yatırım tutarı, yıllık 2.048 MW kapasite ve 2.435 kişilik öngörülen istihdamla desteklenen yatırım kapsamında şirkete gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, nitelikli personel desteği, enerji desteği ve yatırım yeri tahsisi sağlandığı kaydedildi.
İşçiler, şirketin 2026 yılının ilk yarısında satışlarını yüzde 22 artırarak 6,83 milyar TL’ye ulaştırdığına dikkat çekerek, şirketin satışlarını rekor düzeyde artırdığı bir dönemde 85 işçinin işten çıkarılmasını sorguladı.
Açıklamada, şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada işten çıkarmaları “performans ve uyum” gerekçeleriyle duyurduğu, aynı açıklamada üretimi Anadolu’ya ve ABD’ye kaydırma hazırlığını bildirdiği aktarıldı. İşçiler ise işten çıkarmaların doğrudan sendika değişikliğiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
İşçiler, kamu kaynaklarından ve teşviklerinden yararlanan şirketteki istihdam uygulamalarının ve işten çıkarmaların ilgili bakanlıklar tarafından titizlikle incelenmesini istedi. Açıklamada, fabrikanın öngörülen istihdam kapasitesi ile mevcut çalışan sayısı arasındaki farkın ve istihdam taahhütlerinin denetlenip denetlenmediğinin açıklığa kavuşturulması talep edildi.
Kadın istihdamı için devletten teşvik alan şirkette işten çıkarılan 85 işçinin 32’sinin kadın olmasının nasıl açıklanacağı da Meclis gündemine taşındı. Üretimin Anadolu’ya ve ABD’ye kaydırılması planının devlet yardımlarının kapsamı ve taahhütleriyle nasıl bağdaştığının açıklanmasını isteyen işçiler, istihdam bağlantılı destekler kapsamında çalışanların sendikal gerekçelerle işten çıkarıldığı iddiasına ilişkin iş müfettişi incelemesi başlatılıp başlatılmadığını sordu.
İşçiler ayrıca, şirketin kâra geçip satışlarını artırdığı bir dönemde işten çıkarmaların hangi gerekçelerle gerçekleştirildiğinin ve kamu desteğinden yararlanmaya devam etmesinin uygun olup olmadığının araştırılmasını istedi.
Smart Solar işçileri taleplerini dört başlık altında sıraladı:
İşçiler; taleplerinin ilgili bakanlıklara yöneltilecek yazılı soru önergeleriyle Meclis gündemine taşınmasını, sendikal nedenle işten çıkarmalar ile kamu desteği ve istihdam arasındaki ilişkinin araştırılması için Meclis araştırması önergesi verilmesini istedi. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdinde inceleme yapılması, Aliağa’daki direniş çadırının ziyaret edilmesi ve işçilerle dayanışma gösterilmesi çağrısında bulunuldu.
Basın toplantısında konuşan milletvekili Kayıhan Pala, işçilerin örgütlenmesinin önüne engeller konulmasını eleştirdi. Yaşananların anayasa, yasalar ve uluslararası çalışma örgütlerinin düzenlemelerine açıkça aykırı olduğunu belirten Pala, sendika tercihi nedeniyle işten çıkarmaların olağanlaştırılmasına tepki gösterdi.
Pala, “Bir emekçi, bir sendikayı seçti diye eğer işinden çıkartılıyorsa, atılıyorsa ve Çalışma Bakanlığı dahil, kamu bunun önünde herhangi bir engel koymuyorsa, buna seyirci kalıyorsa bu Türkiye'de hepimizin utanması gereken bir durumdur” dedi.
Bu tür baskı ve hak gasplarının İstanbul, Ankara, Bursa, Aksaray ve İzmir başta olmak üzere ülkenin farklı yerlerinde emekçilerin karşısına çıktığını belirten Pala, işçilerin yanında olduklarını ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması için Meclis araştırması önergesiyle mücadele edeceklerini söyledi.
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise Smart Solar fabrikasındaki sorunlarla ilgili daha önce verdikleri soru önergesine yanıt alamadıklarını belirtti. Bayhan, 15 Eylül’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a sundukları soru önergesinin üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçtiğini hatırlatarak, “Aslında bir yanıt aldık soru önergesine, ‘yanıt vermeme’ yanıtı aldık” dedi.
İşçilerin haklı taleplerini daha önce de Meclis gündemine taşıdıklarını ifade eden Bayhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a da sorular yöneltmeye ve sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirtti.
Bayhan, muhalefet partilerinin ortak imzasıyla Meclis Başkanlığına sunulan “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” başlıklı kanun teklifinin bir an önce yasalaşması gerektiğini vurguladı. İşyerlerindeki direnişlerin ve grevlerin, işçilerin örgütlenmesinin önündeki yasal engellerin kaldırılması ihtiyacını net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
İskender Bayhan, işçi hakları ile enerji politikaları arasındaki doğrudan bağa dikkat çekti. İşçilerin en temel hak ve talepleri karşılanmadan yeşil dönüşümün ve çevre dostu enerji politikasının mümkün olamayacağını belirten Bayhan, “İşçilerin dört temel talebinin olmadığı yerde yeşil dönüşüm, çevre dostu enerji sürdürülebilir enerji politikası olmaz. Ne olur? Yerli, milli, emek hırsızlığı ve doğa sömürüsü olur” ifadelerini kullandı.
İzmir Aliağa’nın TÜPRAŞ, PETKİM ve Ravago gibi sanayi kuruluşlarında yaşanan grev ve direnişlerle işçi mücadelesi açısından tarihi öneme sahip bir sanayi havzası olduğunu belirten Bayhan, Smart Solar işçileriyle birlikte diğer sanayi işçilerinin de birleşmesi gerektiğini söyledi.
Bayhan, “TÜPRAŞ işçisi, Ravago işçisi, PETKİM işçisi, Smart Solar işçisi ve tüm Aliağa işçisi birleşecek ve kenetlenecek” diyerek işçi sınıfının ortak ve birleşik mücadelesinin önemini vurguladı.
Sendika seçme hakları, toplu iş sözleşmesinden doğan hakları ve işten atılan çalışma arkadaşlarının işe geri alınması için direnişlerini sürdüren Aliağa’daki 21 Smart Solar işçisi, milletvekilleriyle birlikte Meclis’te ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. İşçiler ve milletvekilleri; kamu desteklerinden yararlanan şirkette yaşanan işten çıkarmaların ve verilen istihdam taahhütlerinin araştırılmasını, haksız yere işine son verilen 85 işçinin işe geri alınmasını ve sendikal haklarının yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Smart Solar’ın Aliağa’da birkaç yıl önce kurulan ve Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın “Güneşimiz parlamaya devam edecek” sloganının bir yansıması olarak tanıtılan bir fabrika olduğunu söyledi.
Fabrikanın açılış töreninden bir fotoğraf gösteren Bayhan, açılışın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından birlikte yapıldığını hatırlattı.
Bayhan, fabrikanın açılışında Smart Solar’ın “yerli ve milli enerji politikası” kapsamında Türkiye’nin yeşil enerji üretimindeki atılımının sembolü olarak kamuoyuna duyurulduğunu belirterek, “Hikâye böyle başlıyor” dedi.
Fabrikanın ana hissedarı Halil Demirdağ’ın da Smart Solar’ın kuruluşuyla birlikte Türkiye’de yeşil enerji, yenilenebilir enerji, çevre, doğa ve insan dostu enerji ile yerli ve milli enerji politikalarının sembolü olan bir sermayedar olarak öne çıktığını belirten Bayhan, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde COP31 kapsamında düzenlenecek konferansa hazırlandığını hatırlatarak tesisin yeşil dönüşüm tablosu açısından çarpıcı bir sembol olduğunu kaydetti.
“Güneşimiz parlamaya devam edecek” sloganıyla başlayan politikayı “güneşten sermaye ve servet devşirme politikası” olarak adlandırdıklarını ifade eden Bayhan, “Biz Smart Solar’da bu politikanın nasıl bir ucuz emek sömürüsü ve nasıl bir ucuz doğa politikası olarak işlediğini sizlerle paylaşacağız” dedi.
Smart Solar işçilerinin açıklamalarının, yaşadıklarının ve taleplerinin kamuoyuna anlatılanlarla gerçekler arasındaki farkı ortaya koyacağını belirten Bayhan, “Yeşil dönüşüm, yenilenebilir enerji, sürdürülebilirlik ve benzeri başlıklar altında yaşanan ağır ve yoğun ucuz emek sömürüsünün, doğayı ve insanı süründürme politikasının Smart Solar’daki gerçeğine tanıklık edeceğiz” diye konuştu.
KARACA, SMART SOLAR İŞÇİLERİNİN TALEPLERİNİ OKUDU
Smart Güneş Teknolojileri’nin İzmir Aliağa fabrikasında çalışan ve Türk-İş’e bağlı TES-İŞ’ten istifa ederek DİSK/Enerji-Sen’de örgütlenen işçiler, yaşadıkları sendikal baskıyı ve işten çıkarmaları TBMM gündemine taşıdı. EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca ve CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın katılımıyla TBMM’de basın toplantısı düzenleyen Smart Solar işçileri, sendika değiştirdikleri gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını belirterek 85 işçinin işe iadesini ve sendikal özgürlüklerinin tanınmasını istedi.
İşçilerin hazırladığı basın açıklamasını okuyan EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 7 Ekim’den bu yana fabrika önünde kurulan direniş çadırında mücadelelerini kararlılıkla sürdüren işçilerin taleplerini ve kamu desteklerinden yararlanan şirketin sorumluluklarını dile getirdi.
85 İŞÇİ İŞTEN ÇIKARILDI, 32'Sİ KADIN
Smart Solar işçileri, sendika değiştirme sürecinin ardından işten çıkarmalarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek bugüne kadar 32’si kadın olmak üzere toplam 85 işçinin işine son verildiğini açıkladı.
İşçilerin aktardığı bilgilere göre, işten çıkarmalar başlamadan önce fabrikada 245’i kadın olmak üzere toplam 655 işçi çalışıyordu. İşçilerin yüzde 90’a varan bölümü TES-İŞ’ten istifa ederek DİSK/Enerji-Sen’de örgütlendi. Örgütlenme sürecine öncülük eden 7 işçi ise “departman fazlalığı” gerekçesiyle işten çıkarıldı.
11 Eylül’de bu haksız işten çıkarmalara karşı İş Kanunu’nun 34. maddesi kapsamında çalışmaktan kaçınma hakkını kullanan işçiler fabrikada üretimi durdurdu. Dört gün süren direnişin ardından işveren yetkilileriyle yapılan görüşmeler sonucunda bir mutabakata varıldı. Mutabakat kapsamında sendikal baskıya izin verilmemesi, çoğunluğu sağlayan sendikanın muhatap kabul edilmesi, ödenmeyen dönem zammı için ödeme planı paylaşılması ve işten çıkarılan 7 işçi için 10 gün boyunca müzakere yürütülmesi kararlaştırıldı.
Ancak işçilerin açıklamasına göre işveren mutabakatı tek taraflı olarak feshetti; işten çıkarılan işçiler işe geri alınmadı ve hak ettikleri yasal alacakları ödenmedi.
KAMU KAYNAKLARIYLA DESTEKLENEN FABRİKADA SENDİKAL HAKLARIMIZ GÜVENCE ALTINA ALINSIN
İşçiler, Aliağa fabrikasının devlet yardımıyla kurulan bir yatırım olduğunu vurgulayarak yaşadıkları sorunun yalnızca işyeriyle sınırlı kalmadığını belirtti. Açıklamada, fabrikanın 15 Ekim 2022 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’yla proje bazlı devlet yardımı verilen yatırımlar arasında yer aldığı hatırlatıldı.
Yaklaşık 7,6 milyar TL yatırım tutarı, yıllık 2.048 MW kapasite ve 2.435 kişilik öngörülen istihdamla desteklenen yatırım kapsamında şirkete gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, nitelikli personel desteği, enerji desteği ve yatırım yeri tahsisi sağlandığı kaydedildi.
İşçiler, şirketin 2026 yılının ilk yarısında satışlarını yüzde 22 artırarak 6,83 milyar TL’ye ulaştırdığına dikkat çekerek, şirketin satışlarını rekor düzeyde artırdığı bir dönemde 85 işçinin işten çıkarılmasını sorguladı.
Açıklamada, şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada işten çıkarmaları “performans ve uyum” gerekçeleriyle duyurduğu, aynı açıklamada üretimi Anadolu’ya ve ABD’ye kaydırma hazırlığını bildirdiği aktarıldı. İşçiler ise işten çıkarmaların doğrudan sendika değişikliğiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
SENDİKAL GEREKÇELERLE İŞÇİ ATILIYOR, İSTİHDAM TAAHHÜTLERİ DENETLENİYOR MU?
İşçiler, kamu kaynaklarından ve teşviklerinden yararlanan şirketteki istihdam uygulamalarının ve işten çıkarmaların ilgili bakanlıklar tarafından titizlikle incelenmesini istedi. Açıklamada, fabrikanın öngörülen istihdam kapasitesi ile mevcut çalışan sayısı arasındaki farkın ve istihdam taahhütlerinin denetlenip denetlenmediğinin açıklığa kavuşturulması talep edildi.
Kadın istihdamı için devletten teşvik alan şirkette işten çıkarılan 85 işçinin 32’sinin kadın olmasının nasıl açıklanacağı da Meclis gündemine taşındı. Üretimin Anadolu’ya ve ABD’ye kaydırılması planının devlet yardımlarının kapsamı ve taahhütleriyle nasıl bağdaştığının açıklanmasını isteyen işçiler, istihdam bağlantılı destekler kapsamında çalışanların sendikal gerekçelerle işten çıkarıldığı iddiasına ilişkin iş müfettişi incelemesi başlatılıp başlatılmadığını sordu.
İşçiler ayrıca, şirketin kâra geçip satışlarını artırdığı bir dönemde işten çıkarmaların hangi gerekçelerle gerçekleştirildiğinin ve kamu desteğinden yararlanmaya devam etmesinin uygun olup olmadığının araştırılmasını istedi.
İŞÇİLERİN DÖRT TEMEL TALEBİ
Smart Solar işçileri taleplerini dört başlık altında sıraladı:
İşten çıkarılan tüm işçiler derhal işe geri alınsın.
Ödenmeyen dönem zammı ve tüm işçi alacakları ödensin.
Sendika seçme özgürlüğü tanınsın.
Yetki sürecinin ardından DİSK/Enerji-Sen ile toplu iş sözleşmesi masasına oturulsun.
İşçiler; taleplerinin ilgili bakanlıklara yöneltilecek yazılı soru önergeleriyle Meclis gündemine taşınmasını, sendikal nedenle işten çıkarmalar ile kamu desteği ve istihdam arasındaki ilişkinin araştırılması için Meclis araştırması önergesi verilmesini istedi. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdinde inceleme yapılması, Aliağa’daki direniş çadırının ziyaret edilmesi ve işçilerle dayanışma gösterilmesi çağrısında bulunuldu.
KAYIHAN PALA: BİR EMEKÇİ SENDİKAYI SEÇTİ DİYE İŞİNDEN ÇIKARILIYORSA BU HEPİMİZİN UTANMASI GEREKEN BİR DURUMDUR
Basın toplantısında konuşan milletvekili Kayıhan Pala, işçilerin örgütlenmesinin önüne engeller konulmasını eleştirdi. Yaşananların anayasa, yasalar ve uluslararası çalışma örgütlerinin düzenlemelerine açıkça aykırı olduğunu belirten Pala, sendika tercihi nedeniyle işten çıkarmaların olağanlaştırılmasına tepki gösterdi.
Pala, “Bir emekçi, bir sendikayı seçti diye eğer işinden çıkartılıyorsa, atılıyorsa ve Çalışma Bakanlığı dahil, kamu bunun önünde herhangi bir engel koymuyorsa, buna seyirci kalıyorsa bu Türkiye'de hepimizin utanması gereken bir durumdur” dedi.
Bu tür baskı ve hak gasplarının İstanbul, Ankara, Bursa, Aksaray ve İzmir başta olmak üzere ülkenin farklı yerlerinde emekçilerin karşısına çıktığını belirten Pala, işçilerin yanında olduklarını ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması için Meclis araştırması önergesiyle mücadele edeceklerini söyledi.
İSKENDER BAYHAN: BİR YANIT ALDIK, YANIT VERMEME YANITI
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise Smart Solar fabrikasındaki sorunlarla ilgili daha önce verdikleri soru önergesine yanıt alamadıklarını belirtti. Bayhan, 15 Eylül’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a sundukları soru önergesinin üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçtiğini hatırlatarak, “Aslında bir yanıt aldık soru önergesine, ‘yanıt vermeme’ yanıtı aldık” dedi.
İşçilerin haklı taleplerini daha önce de Meclis gündemine taşıdıklarını ifade eden Bayhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a da sorular yöneltmeye ve sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirtti.
Bayhan, muhalefet partilerinin ortak imzasıyla Meclis Başkanlığına sunulan “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” başlıklı kanun teklifinin bir an önce yasalaşması gerektiğini vurguladı. İşyerlerindeki direnişlerin ve grevlerin, işçilerin örgütlenmesinin önündeki yasal engellerin kaldırılması ihtiyacını net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
İŞÇİLERİN TEMEL TALEPLERİ KARŞILANMADAN SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ POLİTİKASI OLMAZ
İskender Bayhan, işçi hakları ile enerji politikaları arasındaki doğrudan bağa dikkat çekti. İşçilerin en temel hak ve talepleri karşılanmadan yeşil dönüşümün ve çevre dostu enerji politikasının mümkün olamayacağını belirten Bayhan, “İşçilerin dört temel talebinin olmadığı yerde yeşil dönüşüm, çevre dostu enerji sürdürülebilir enerji politikası olmaz. Ne olur? Yerli, milli, emek hırsızlığı ve doğa sömürüsü olur” ifadelerini kullandı.
İzmir Aliağa’nın TÜPRAŞ, PETKİM ve Ravago gibi sanayi kuruluşlarında yaşanan grev ve direnişlerle işçi mücadelesi açısından tarihi öneme sahip bir sanayi havzası olduğunu belirten Bayhan, Smart Solar işçileriyle birlikte diğer sanayi işçilerinin de birleşmesi gerektiğini söyledi.
Bayhan, “TÜPRAŞ işçisi, Ravago işçisi, PETKİM işçisi, Smart Solar işçisi ve tüm Aliağa işçisi birleşecek ve kenetlenecek” diyerek işçi sınıfının ortak ve birleşik mücadelesinin önemini vurguladı.