Tanrıkulu: Türkiye’de hukuk devletini yeniden inşa edeceğiz YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Marmara Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan siyasetçileri, avukatları ve bürokratları ziyaret etmesinin ardından cezaevi yerleşkesi önünde yaptığı açıklamada, Türkiye'de hukuksuzluğun tarihinin yazıldığını ancak bu süreci tersine çevireceklerini ifade ederek hukuk devletini yeniden inşa edeceklerini ve adil yargılanma hakkını güvence altına alacaklarını bildirdi.
Marmara Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan siyasetçiler, avukatlar ve bürokratlarla görüşen Tanrıkulu, cezaevi çıkışında basın mensuplarına yaptığı açıklamada yerleşkede yürütülen yargılamalara ve yargı sistemindeki sorunlara dikkat çekti.
Ziyaretinin ardından değerlendirmelerde bulunan Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Burada, bu cezaevi yerleşkesinde, Avrupa’nın ve dünyanın en büyük duruşma salonlarından biri olarak anılan yeni duruşma salonunda ve diğer duruşma salonlarında yapılan yargılamalar, yalnızca İBB dosyasıyla ya da belirli davalarla sınırlı değil. Bu yerleşke açıldığından bu yana burada görülen yargılamalarda, hukuka aykırılıkların ve adaletsizliklerin yaşandığına tanıklık ediyoruz. İnsanlar mahkûm ediliyor; ardından Yargıtay ve diğer yargısal aşamalar devreye giriyor.
Şunu söylemek istiyorum: Bu kampüs, aynı zamanda Türkiye’de hukuksuzluğun, adaletsizliğin ve yargının tarafsız ve bağımsız olmadığının tarihini yazıyor. Burada görülen her davada ciddi usulsüzlükler yaşanıyor.
Şimdi düşünün: Bir ağır ceza mahkemesinde yargılandınız, adil yargılanma hakkınız ihlal edildi ve hakkınızda hüküm verildi. Ne yaparsınız? İstinaf mahkemesine başvurursunuz. Oradan sonra Yargıtay’a gidersiniz. Ardından bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurursunuz. Peki, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verirse ne olur? Dosya yeniden bu ağır ceza mahkemesine gelir. Ancak mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararını uygulamazsa ne olacak? Böyle bir hukuk düzeni olabilir mi? Ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdunuz ve lehinize bir karar aldınız. Karar uygulanmadı. Bir kez daha başvurdunuz, yine uygulanmadı. Üç ayrı karar alıyorsunuz; ancak yargı makamları bu kararları uygulamıyor.
İlk derece mahkemesinde adil yargılanmadınız. Üstelik adaletsizliği gidermesi gereken denetim mekanizmaları ve başvuru yolları da etkisiz hâle getirildi. Dosya yeniden aynı mahkemeye geliyor ve mahkeme, kendisini bağlayan kararı uygulamıyor. Peki, bu devletin neresi hukuk devleti? Anayasa nerede? Anayasa, yalnızca eline silah alanların değiştirebileceği ya da gerektiğinde aykırı davranabileceği bir metin değildir. Anayasa, başta onu uygulamakla yükümlü olanlar olmak üzere herkesin uyması gereken temel hukuk normudur. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, hukuk devletinin temelini ortadan kaldırır. Bütün bunlar göz göre göre yaşanıyor. Kararlar uygulanmıyor, hukuksuzluk devam ediyor.
Anayasa’ya rağmen, 'Anayasa Mahkemesi kararını uygulamam' diyorlar. Anayasa’ya rağmen, 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını uygulamam' diyorlar. Peki, buradaki yargıçlar bu kararları verirken neye güveniyorlar? Siyasi iktidara güveniyorlar. Siyasi iktidarın desteğine ve beklentilerine dayanmasalar, bu kararları bu şekilde verebilirler mi?
İşte bu nedenle dostlarımız, arkadaşlarımız cezaevinde. Burada, bu yerleşkede, Türkiye’de hukuksuzluğun tarihi yazılıyor ama bu tarihi tersine çevireceğiz. Türkiye’de hukuk devletini yeniden inşa edeceğiz. Adil yargılanma hakkını güvence altına alacak, adil yargılamayı gerçekleştireceğiz. Bundan herkes emin olsun."
Marmara Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan siyasetçiler, avukatlar ve bürokratlarla görüşen Tanrıkulu, cezaevi çıkışında basın mensuplarına yaptığı açıklamada yerleşkede yürütülen yargılamalara ve yargı sistemindeki sorunlara dikkat çekti.
Ziyaretinin ardından değerlendirmelerde bulunan Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Burada, bu cezaevi yerleşkesinde, Avrupa’nın ve dünyanın en büyük duruşma salonlarından biri olarak anılan yeni duruşma salonunda ve diğer duruşma salonlarında yapılan yargılamalar, yalnızca İBB dosyasıyla ya da belirli davalarla sınırlı değil. Bu yerleşke açıldığından bu yana burada görülen yargılamalarda, hukuka aykırılıkların ve adaletsizliklerin yaşandığına tanıklık ediyoruz. İnsanlar mahkûm ediliyor; ardından Yargıtay ve diğer yargısal aşamalar devreye giriyor.
BURADA GÖRÜLEN HER DAVADA CİDDİ USULSÜZLÜKLER YAŞANIYOR
Şunu söylemek istiyorum: Bu kampüs, aynı zamanda Türkiye’de hukuksuzluğun, adaletsizliğin ve yargının tarafsız ve bağımsız olmadığının tarihini yazıyor. Burada görülen her davada ciddi usulsüzlükler yaşanıyor.
Şimdi düşünün: Bir ağır ceza mahkemesinde yargılandınız, adil yargılanma hakkınız ihlal edildi ve hakkınızda hüküm verildi. Ne yaparsınız? İstinaf mahkemesine başvurursunuz. Oradan sonra Yargıtay’a gidersiniz. Ardından bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurursunuz. Peki, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verirse ne olur? Dosya yeniden bu ağır ceza mahkemesine gelir. Ancak mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararını uygulamazsa ne olacak? Böyle bir hukuk düzeni olabilir mi? Ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdunuz ve lehinize bir karar aldınız. Karar uygulanmadı. Bir kez daha başvurdunuz, yine uygulanmadı. Üç ayrı karar alıyorsunuz; ancak yargı makamları bu kararları uygulamıyor.
BU DEVLETİN NERESİ HUKUK DEVLETİ?
İlk derece mahkemesinde adil yargılanmadınız. Üstelik adaletsizliği gidermesi gereken denetim mekanizmaları ve başvuru yolları da etkisiz hâle getirildi. Dosya yeniden aynı mahkemeye geliyor ve mahkeme, kendisini bağlayan kararı uygulamıyor. Peki, bu devletin neresi hukuk devleti? Anayasa nerede? Anayasa, yalnızca eline silah alanların değiştirebileceği ya da gerektiğinde aykırı davranabileceği bir metin değildir. Anayasa, başta onu uygulamakla yükümlü olanlar olmak üzere herkesin uyması gereken temel hukuk normudur. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, hukuk devletinin temelini ortadan kaldırır. Bütün bunlar göz göre göre yaşanıyor. Kararlar uygulanmıyor, hukuksuzluk devam ediyor.
Anayasa’ya rağmen, 'Anayasa Mahkemesi kararını uygulamam' diyorlar. Anayasa’ya rağmen, 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını uygulamam' diyorlar. Peki, buradaki yargıçlar bu kararları verirken neye güveniyorlar? Siyasi iktidara güveniyorlar. Siyasi iktidarın desteğine ve beklentilerine dayanmasalar, bu kararları bu şekilde verebilirler mi?
İşte bu nedenle dostlarımız, arkadaşlarımız cezaevinde. Burada, bu yerleşkede, Türkiye’de hukuksuzluğun tarihi yazılıyor ama bu tarihi tersine çevireceğiz. Türkiye’de hukuk devletini yeniden inşa edeceğiz. Adil yargılanma hakkını güvence altına alacak, adil yargılamayı gerçekleştireceğiz. Bundan herkes emin olsun."