Tülay Hatimoğulları: Artık somut adımlar atılmalı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Van İl Örgütü’nün 3’üncü Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, barış sürecinde gelinen aşamada henüz somut adımlar atılmadığını ifade ederek siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, hasta mahpusların tahliye edilmesini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının geciktirilmeksizin uygulanmasını talep etti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Van İl Örgütü’nün 3’üncü Olağan İl Kongresi’nde ülke ve bölge gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Barış sürecinde henüz somut adımların hayata geçirilmediğini belirten Hatimoğulları; siyasi tutukluların serbest bırakılması, cezaevlerindeki hasta tutukluların tahliye edilmesi ve demokratik yasal düzenlemelerin vakit kaybetmeksizin uygulanması gerektiğini söyledi.
Van halkının iradesinin tanınması gerektiğini kaydeden Hatimoğulları, yerlerine kayyım atanan seçilmiş Van Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan’ın görevlerine iade edilmesini istedi. Eski Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Bekir Kaya’yı da anan Hatimoğulları, cezaevlerindeki tüm siyasi tutuklulara dayanışma mesajı gönderdi.
Van halkının iradesini temsil ettiklerini belirttiği eş başkanların görevlerine dönmesi gerektiğini dile getiren Hatimoğulları, Bekir Kaya ve siyasi tutuklularla dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
Hatimoğulları, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Buradan bir kez daha sevgili Neslihan Başkan ve sevgili Abdullah Başkan’ın Van halkının iradesi olduğunu belirtiyor, acilen görevlerine iade edilmeleri gerektiğini söylüyorum. Yine burada başkanlığımızı, eş başkanlığımızı yapmış olan sevgili Bekir Kaya’ya ve onun şahsında siyasi mahpuslara buradan selam ve sevgilerimizi göndermek istiyorum.”
Barış sürecinde çerçeve yasa, Millî Güvenlik Kurulu (MGK) kararı ve teyit-tespit sürecine ilişkin çeşitli açıklamalar yapıldığını ancak uygulama aşamasında henüz somut bir adım atılmadığını belirten Hatimoğulları, sürecin daha fazla uzatılmasına tepki gösterdi.
AİHM’in çeşitli siyasi tutuklularla ilgili bağlayıcı kararlarını hatırlatan Hatimoğulları, bu kararların derhal uygulanması gerektiğini ifade ederek Osman Kavala, Can Atalay, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Hatimoğulları, şunları kaydetti:
“İlk adımlar dedik ya, oradan devam etmek istiyorum. Birçok yerde vurguladık. Çerçeve yasa çıktı, evet. Millî Güvenlik Kurulu kararına bağlandı, evet. Teyit ve tespit yapılacak dendi, evet. Ancak şu ana kadar henüz adım atılmaması kabul edilebilir bir durum değildir. Kayyım talebimizle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çok önemli kararları var. Osman Kavala ve Can Atalay için çok önemli kararları var. Sevgili Figen Yüksekdağ ve sevgili Selahattin Demirtaş için de kararlar var. O yüzden onların acilen serbest bırakılması lazım. Bunun için çerçeve yasaya gerek yok. Bunun için Millî Güvenlik Kurulu kararına da gerek yok”
Barış talebinin uzun yıllardır toplumun en temel beklentilerinden biri olduğunu belirten Hatimoğulları, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin dört bir yanında istendiğini söyledi. Buna karşın iktidara ve süreci yürüten devlet anlayışına duyulan güvenin giderek azaldığını ifade etti.
Toplumun barışa ilişkin umutlarının hiçbir zaman azalmadığını dile getiren Hatimoğulları, halkın verilen sözlerin tutulmasını ve İmralı’da yapılan görüşmelerde konuşulan başlıkların fiilen hayata geçirilmesini beklediğini aktardı.
Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Barış süreci, değerli halkımızın bugüne kadar çatışmanın en yoğun olduğu dönemde bile en temel talebiydi. Bazıları, ‘Bu barış sürecinden bir şey çıkacak mı? Beklentiniz var mı? Umudunuz var mı?’ diye soruyor. Bizim barışla ilgili umudumuz hiçbir zaman eksilmedi ki! Otuz yıl önce de biz barış diyorduk, şimdi de barış diyoruz.
Ama iktidar ve devlet şunu bilmeli. Toplumda barışa olan inanç yüksek. İnanın, Türkiye’nin doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde herkes barış olsun istiyor. Herkes Kürt sorunu çözülsün istiyor. Ama ne yazık ki bu süreçte mevcut iktidara ve süreci yürüten mevcut devlet anlayışına duyulan güven gittikçe yitiriliyor. Toplum güvenmek istiyor. Toplum, verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Toplum, İmralı’da konuşulanların fiilen hayata geçirilmesini istiyor.”
Sürecin ilerlemesi için gerekli adımların atılmadığını belirten Hatimoğulları, 8 Ekim’de yapılan açıklamayı hatırlattı. Açıklamada çekilme alanlarına ilişkin somut bilgilerin kamuoyuyla paylaşıldığını söyleyen Hatimoğulları, teyit ve tespit sürecinin neden tamamlanmadığını sorguladı.
Müzakerelerin aşamalı biçimde ilerlemesinin doğal olduğunu ancak bir sonraki aşamaya geçilememesinin kaygıları artırdığını belirten Hatimoğulları, sürecin neden uzatıldığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“ ‘Teyit ve tespit yapamıyoruz’ diyorlar ya, 8 Ekim’de hareketin çok önemli bir açıklaması oldu. Rapor niteliğinde bir açıklamaydı ve nerelerden çekildiklerini ifade ettiler. Dolayısıyla burada teyit ve tespit yapmak için daha ne bekleniyor? Biz bunu çok merak ediyoruz. Bu süreç neden uzuyor, neden uzatılıyor? Elbette müzakerenin kendine ait bir akışı vardır. Elbette bu sürecin tedricen, adım adım ilerleyeceğini hepimiz biliyoruz. Ama bir türlü diğer adıma geçilmediğinin de altını çizmeliyiz”
Barışın yalnızca pasif bir beklentiyle sağlanamayacağını vurgulayan Hatimoğulları, DEM Parti’nin süreci müzakere ve mücadele temelinde ele aldığını söyledi. Kongrede yeni seçilecek parti yönetimlerine, örgütlerde görev yapanlara ve barış talebini paylaşan tüm kesimlere daha fazla örgütlenme çağrısı yaptı.
Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki rolüne de değinen Hatimoğulları, barış mücadelesinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti:
“Şu bilinmeli ki biz her daim barışın yanında olacağız. Barışın yanında olurken parti olarak durup bekleyerek birilerinin barışı bize bir tepsiyle sunmasını beklemedik, beklemiyoruz. Biz en başından beri bu süreci müzakere ve mücadele olarak ifade ettik. O yüzden yeni seçilecek yönetimimiz, bütün kurumlarda mücadele veren değerli yol arkadaşlarımız, yoldaşlarımız, bütün yurtseverler ve devrimciler olarak hepimize düşen çok temel bir görev var. O görev de şu: İnanın, barışın mücadelesini şimdi vermek çok daha zor. Şimdi bekleme zamanı değil, daha çok örgütlenme zamanı. Sayın Öcalan’ın İmralı’da elini güçlendirmenin yolu daha çok örgütlenmekten, daha çok barış talep etmekten ve barış mücadelesini geçmişten çok daha güçlü bir şekilde vermekten geçer.”
Yeni dönemde izlenecek yol haritasının kalıcı barış hedefi doğrultusunda şekilleneceğini belirten Hatimoğulları, “Silahların yerini siyasetin, güvensizliğin yerini hukukun, inkârın yerini eşitliğin aldığı kalıcı bir barışın yolunu bulacağız” dedi. Hatimoğulları, konuşmasının bu bölümünün ardından Abdullah Öcalan’a Van halkıyla birlikte selam ve sevgilerini iletti.
Konuşmasında Van’da yaşanan ekonomik sorunlara ve yurttaşların artan borç yüküne de geniş yer ayıran Hatimoğulları, Vanlıların kredi kartlarıyla temel ihtiyaç maddelerini karşılamak zorunda kaldığını, veresiye alışverişin bile bankalar üzerinden borçlanmaya dönüştüğünü söyledi.
Vanlıların toplam borcunun 2026 yılında 3 milyar 823 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden Hatimoğulları, ekonomik sıkıntıların gündelik yaşama yansımalarını şu sözlerle anlattı:
“Vanlıların borcu 2026 yılında 3 milyar 823 milyon TL’ye ulaşmış. Yani herkesin kredi kartı borcu var. Gidip kredi kartınızla aldığınız bir ekmeği bile eskiden bakkala veresiye yazdırırdınız. Peki şimdi bazı marketlerden alışveriş yapanlar veresiye yazdıramıyor. Veresiye borcunu bankaya yazıyorlar.”
Ekonomik kaynakların kullanımı konusunda halk adına hesap soracaklarını belirten Hatimoğulları, konuşmasını fon krizine ilişkin eleştirileri ve emekçilerle dayanışma mesajıyla tamamladı. Fonla ilgili yaşananları kabul etmediklerini vurgulayan Hatimoğulları, DEM Parti’nin hem parlamentoda hem de parlamento dışında bu konudaki mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
Hatimoğulları, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şu bilinmeli ki bizler halk adına bu fonla ilgili hesap soracağız ve bu fon vurgununu asla ve asla kabul etmiyoruz. Buna karşı en güçlü mücadeleyi yürüten DEM Parti’ydi; parlamentoda da, dışarıda da. Halkın olanı halka vereceğimize dair sözümüzü yineliyoruz. İşçi, emekçi ve yoksul kardeşlerimizle dayanışmamız ve mücadelemiz sonuna kadar devam edecek”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Van İl Örgütü’nün 3’üncü Olağan İl Kongresi’nde ülke ve bölge gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Barış sürecinde henüz somut adımların hayata geçirilmediğini belirten Hatimoğulları; siyasi tutukluların serbest bırakılması, cezaevlerindeki hasta tutukluların tahliye edilmesi ve demokratik yasal düzenlemelerin vakit kaybetmeksizin uygulanması gerektiğini söyledi.
Van halkının iradesinin tanınması gerektiğini kaydeden Hatimoğulları, yerlerine kayyım atanan seçilmiş Van Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan’ın görevlerine iade edilmesini istedi. Eski Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Bekir Kaya’yı da anan Hatimoğulları, cezaevlerindeki tüm siyasi tutuklulara dayanışma mesajı gönderdi.
HATİMOĞULLARI'NDAN SİYASİ TUTUKLULAR İÇİN SERBEST BIRAKILMA ÇAĞRISI
Van halkının iradesini temsil ettiklerini belirttiği eş başkanların görevlerine dönmesi gerektiğini dile getiren Hatimoğulları, Bekir Kaya ve siyasi tutuklularla dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
Hatimoğulları, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Buradan bir kez daha sevgili Neslihan Başkan ve sevgili Abdullah Başkan’ın Van halkının iradesi olduğunu belirtiyor, acilen görevlerine iade edilmeleri gerektiğini söylüyorum. Yine burada başkanlığımızı, eş başkanlığımızı yapmış olan sevgili Bekir Kaya’ya ve onun şahsında siyasi mahpuslara buradan selam ve sevgilerimizi göndermek istiyorum.”
Barış sürecinde çerçeve yasa, Millî Güvenlik Kurulu (MGK) kararı ve teyit-tespit sürecine ilişkin çeşitli açıklamalar yapıldığını ancak uygulama aşamasında henüz somut bir adım atılmadığını belirten Hatimoğulları, sürecin daha fazla uzatılmasına tepki gösterdi.
AİHM’in çeşitli siyasi tutuklularla ilgili bağlayıcı kararlarını hatırlatan Hatimoğulları, bu kararların derhal uygulanması gerektiğini ifade ederek Osman Kavala, Can Atalay, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Hatimoğulları, şunları kaydetti:
“İlk adımlar dedik ya, oradan devam etmek istiyorum. Birçok yerde vurguladık. Çerçeve yasa çıktı, evet. Millî Güvenlik Kurulu kararına bağlandı, evet. Teyit ve tespit yapılacak dendi, evet. Ancak şu ana kadar henüz adım atılmaması kabul edilebilir bir durum değildir. Kayyım talebimizle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çok önemli kararları var. Osman Kavala ve Can Atalay için çok önemli kararları var. Sevgili Figen Yüksekdağ ve sevgili Selahattin Demirtaş için de kararlar var. O yüzden onların acilen serbest bırakılması lazım. Bunun için çerçeve yasaya gerek yok. Bunun için Millî Güvenlik Kurulu kararına da gerek yok”
TOPLUM BARIŞ İSTİYOR
Barış talebinin uzun yıllardır toplumun en temel beklentilerinden biri olduğunu belirten Hatimoğulları, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin dört bir yanında istendiğini söyledi. Buna karşın iktidara ve süreci yürüten devlet anlayışına duyulan güvenin giderek azaldığını ifade etti.
Toplumun barışa ilişkin umutlarının hiçbir zaman azalmadığını dile getiren Hatimoğulları, halkın verilen sözlerin tutulmasını ve İmralı’da yapılan görüşmelerde konuşulan başlıkların fiilen hayata geçirilmesini beklediğini aktardı.
Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Barış süreci, değerli halkımızın bugüne kadar çatışmanın en yoğun olduğu dönemde bile en temel talebiydi. Bazıları, ‘Bu barış sürecinden bir şey çıkacak mı? Beklentiniz var mı? Umudunuz var mı?’ diye soruyor. Bizim barışla ilgili umudumuz hiçbir zaman eksilmedi ki! Otuz yıl önce de biz barış diyorduk, şimdi de barış diyoruz.
Ama iktidar ve devlet şunu bilmeli. Toplumda barışa olan inanç yüksek. İnanın, Türkiye’nin doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde herkes barış olsun istiyor. Herkes Kürt sorunu çözülsün istiyor. Ama ne yazık ki bu süreçte mevcut iktidara ve süreci yürüten mevcut devlet anlayışına duyulan güven gittikçe yitiriliyor. Toplum güvenmek istiyor. Toplum, verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Toplum, İmralı’da konuşulanların fiilen hayata geçirilmesini istiyor.”
TEYİT VE TESPİT İÇİN DAHA NE BEKLENİYOR?
Sürecin ilerlemesi için gerekli adımların atılmadığını belirten Hatimoğulları, 8 Ekim’de yapılan açıklamayı hatırlattı. Açıklamada çekilme alanlarına ilişkin somut bilgilerin kamuoyuyla paylaşıldığını söyleyen Hatimoğulları, teyit ve tespit sürecinin neden tamamlanmadığını sorguladı.
Müzakerelerin aşamalı biçimde ilerlemesinin doğal olduğunu ancak bir sonraki aşamaya geçilememesinin kaygıları artırdığını belirten Hatimoğulları, sürecin neden uzatıldığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“ ‘Teyit ve tespit yapamıyoruz’ diyorlar ya, 8 Ekim’de hareketin çok önemli bir açıklaması oldu. Rapor niteliğinde bir açıklamaydı ve nerelerden çekildiklerini ifade ettiler. Dolayısıyla burada teyit ve tespit yapmak için daha ne bekleniyor? Biz bunu çok merak ediyoruz. Bu süreç neden uzuyor, neden uzatılıyor? Elbette müzakerenin kendine ait bir akışı vardır. Elbette bu sürecin tedricen, adım adım ilerleyeceğini hepimiz biliyoruz. Ama bir türlü diğer adıma geçilmediğinin de altını çizmeliyiz”
ŞİMDİ BEKLEME DEĞİL, ÖRGÜTLENME ZAMANI
Barışın yalnızca pasif bir beklentiyle sağlanamayacağını vurgulayan Hatimoğulları, DEM Parti’nin süreci müzakere ve mücadele temelinde ele aldığını söyledi. Kongrede yeni seçilecek parti yönetimlerine, örgütlerde görev yapanlara ve barış talebini paylaşan tüm kesimlere daha fazla örgütlenme çağrısı yaptı.
Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki rolüne de değinen Hatimoğulları, barış mücadelesinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti:
“Şu bilinmeli ki biz her daim barışın yanında olacağız. Barışın yanında olurken parti olarak durup bekleyerek birilerinin barışı bize bir tepsiyle sunmasını beklemedik, beklemiyoruz. Biz en başından beri bu süreci müzakere ve mücadele olarak ifade ettik. O yüzden yeni seçilecek yönetimimiz, bütün kurumlarda mücadele veren değerli yol arkadaşlarımız, yoldaşlarımız, bütün yurtseverler ve devrimciler olarak hepimize düşen çok temel bir görev var. O görev de şu: İnanın, barışın mücadelesini şimdi vermek çok daha zor. Şimdi bekleme zamanı değil, daha çok örgütlenme zamanı. Sayın Öcalan’ın İmralı’da elini güçlendirmenin yolu daha çok örgütlenmekten, daha çok barış talep etmekten ve barış mücadelesini geçmişten çok daha güçlü bir şekilde vermekten geçer.”
Yeni dönemde izlenecek yol haritasının kalıcı barış hedefi doğrultusunda şekilleneceğini belirten Hatimoğulları, “Silahların yerini siyasetin, güvensizliğin yerini hukukun, inkârın yerini eşitliğin aldığı kalıcı bir barışın yolunu bulacağız” dedi. Hatimoğulları, konuşmasının bu bölümünün ardından Abdullah Öcalan’a Van halkıyla birlikte selam ve sevgilerini iletti.
VANLILARIN BORÇ YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Konuşmasında Van’da yaşanan ekonomik sorunlara ve yurttaşların artan borç yüküne de geniş yer ayıran Hatimoğulları, Vanlıların kredi kartlarıyla temel ihtiyaç maddelerini karşılamak zorunda kaldığını, veresiye alışverişin bile bankalar üzerinden borçlanmaya dönüştüğünü söyledi.
Vanlıların toplam borcunun 2026 yılında 3 milyar 823 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden Hatimoğulları, ekonomik sıkıntıların gündelik yaşama yansımalarını şu sözlerle anlattı:
“Vanlıların borcu 2026 yılında 3 milyar 823 milyon TL’ye ulaşmış. Yani herkesin kredi kartı borcu var. Gidip kredi kartınızla aldığınız bir ekmeği bile eskiden bakkala veresiye yazdırırdınız. Peki şimdi bazı marketlerden alışveriş yapanlar veresiye yazdıramıyor. Veresiye borcunu bankaya yazıyorlar.”
FONLA İLGİLİ HESAP SORACAĞIZ
Ekonomik kaynakların kullanımı konusunda halk adına hesap soracaklarını belirten Hatimoğulları, konuşmasını fon krizine ilişkin eleştirileri ve emekçilerle dayanışma mesajıyla tamamladı. Fonla ilgili yaşananları kabul etmediklerini vurgulayan Hatimoğulları, DEM Parti’nin hem parlamentoda hem de parlamento dışında bu konudaki mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
Hatimoğulları, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şu bilinmeli ki bizler halk adına bu fonla ilgili hesap soracağız ve bu fon vurgununu asla ve asla kabul etmiyoruz. Buna karşı en güçlü mücadeleyi yürüten DEM Parti’ydi; parlamentoda da, dışarıda da. Halkın olanı halka vereceğimize dair sözümüzü yineliyoruz. İşçi, emekçi ve yoksul kardeşlerimizle dayanışmamız ve mücadelemiz sonuna kadar devam edecek”