Tüm Emeklilerin Sendikası Antalya Şubesi: Bu yalnızca bir intihar değil, siyasi bir cinayettir! Haber: Sabri Kırdar
Tüm Emeklilerin Sendikası Antalya Şubesi, artan emekli ve emekçi intiharlarına dikkat çekmek ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara tepki göstermek amacıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Sendika binası önünde toplanan emekliler, Attalos Anıtı’na yürüdü. Eylemde, Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu anıldı.
Tüm Emeklilerin Sendikası Antalya Şubesi üyeleri, sendika binası önünde bir araya gelerek Attalos Anıtı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca “Geçinemiyoruz”, “İnsanca yaşam istiyoruz” sloganları atan emekliler, 25 Eylül’de Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu’nu andı.
Emekliler, yürüyüş sırasında AKP iktidarının ekonomi politikalarını ve emeklilerin giderek ağırlaşan geçim sorunlarını protesto etti.
Attalos Anıtı önünde düzenlenen basın açıklamasını Tüm Emeklilerin Sendikası Antalya Şube Sekreteri Ferzan Sarsılmaz okudu.
Sarsılmaz, Ali Şekeroğlu’nun ölümünün yalnızca bireysel bir intihar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal koşullara dikkat çekti.
Şekeroğlu’nun daha önce yaptığı paylaşımlarda “Anayasal hak olan insan gibi yaşamak ve geçinebilmek için sesimizi duyuralım” dediğini hatırlatan Sarsılmaz, Şekeroğlu’nun bir başka paylaşımında ise “Vatan sevgimizi kimse sorgulayamaz, ancak açlıkla da cezalandıramaz” ifadelerini kullandığını aktardı.
Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi önüne geldiğinde taşıdığı “Para için değil, onurumuz için!” yazılı dövize de dikkat çeken Sarsılmaz, “Ali Şekeroğlu daha ne deseydi?” diye sordu.
Sarsılmaz, “Bu yalnızca bir intihar mıdır?” sorusunu yönelterek, emeklilerin içine sürüklendiği ekonomik koşulların siyasi sorumluluğunun görülmesi gerektiğini savundu.
Emeklilerin ekonomik sorunlarının yalnızca mutfak, pazar, kira ve faturalarla sınırlı olmadığını belirten Sarsılmaz, yoksulluğun psikolojik ve toplumsal sonuçlarının da ağırlaştığını ifade etti.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile emekli aylıklarının düşürüldüğünü, seyyanen artışların emeklilere yansıtılmadığını ve milyonlarca emeklinin geçim sıkıntısı yaşadığını söyleyen Sarsılmaz, bu politikaların siyasi iktidarın tercihleri olduğunu dile getirdi.
Sarsılmaz, “Emekli aylıklarını emekliler belirlemedi. 5510 sayılı yasayı emekliler çıkarmadı. Seyyanen artışın çalışan kamu görevlilerine verilip emeklilere yansıtılmamasına emekliler karar vermedi. Bütçeyi, vergi politikasını, sosyal güvenlik sistemini ve kamu kaynaklarının nereye aktarılacağını emekliler belirlemedi” dedi.
Emeklilerin “Geçinemiyoruz” feryadının duyulmadığını ifade eden Sarsılmaz, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmalara da dikkat çekerek, “Kaynak kime var, emekliye neden yok?” diye sordu.
Sarsılmaz, bütçenin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını belirterek, bütçenin aynı zamanda siyasi tercihleri ortaya koyduğunu söyledi.
“Kime kaynak ayırdığınız, kimden vergi aldığınız, ekonomik krizin yükünü kimin sırtına yüklediğiniz ve emekliye nasıl bir hayat sunduğunuz siyasi tercihtir” diyen Sarsılmaz, bu tercihlerin ülkeyi yöneten siyasi iktidara ait olduğunu ifade etti.
Ali Şekeroğlu’nun “Para için değil, onurumuz için” sözünü emeklilerin onurlu yaşam mücadelesinin bir parçası olarak sahiplendiklerini belirten Sarsılmaz, emeklilerin yaşamına son vermesinin çözüm olmadığını vurguladı.
Sarsılmaz, “Bu sözü bir insanın yaşamına son vermesini yüceltmek için değil, yaşayan milyonlarca emeklinin onurlu yaşam mücadelesini büyütmek için sahipleniyoruz” dedi.
Mücadelenin yolunun yaşamdan vazgeçmek değil, örgütlenmek ve birlikte hareket etmek olduğunu söyleyen Sarsılmaz, emekliler, emek örgütleri ve demokrasi güçlerine birleşik, demokratik ve barışçıl mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.
Sarsılmaz açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz sadaka istemiyoruz. Lütuf istemiyoruz. Bir ömür verdiğimiz emeğin ve ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. İnsanca beslenmek, barınmak, sağlık hizmetlerine ulaşmak; çocuklarımıza ve torunlarımıza mahcup olmadan, yarından korkmadan yaşamak istiyoruz.”
Tüm Emeklilerin Sendikası Antalya Şubesi, artan emekli ve emekçi intiharlarına dikkat çekmek ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara tepki göstermek amacıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Sendika binası önünde toplanan emekliler, Attalos Anıtı’na yürüdü. Eylemde, Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu anıldı.
Tüm Emeklilerin Sendikası Antalya Şubesi üyeleri, sendika binası önünde bir araya gelerek Attalos Anıtı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca “Geçinemiyoruz”, “İnsanca yaşam istiyoruz” sloganları atan emekliler, 25 Eylül’de Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu’nu andı.
Emekliler, yürüyüş sırasında AKP iktidarının ekonomi politikalarını ve emeklilerin giderek ağırlaşan geçim sorunlarını protesto etti.
“BU YALNIZCA BİR İNTİHAR DEĞİL”
Attalos Anıtı önünde düzenlenen basın açıklamasını Tüm Emeklilerin Sendikası Antalya Şube Sekreteri Ferzan Sarsılmaz okudu.
Sarsılmaz, Ali Şekeroğlu’nun ölümünün yalnızca bireysel bir intihar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal koşullara dikkat çekti.
Şekeroğlu’nun daha önce yaptığı paylaşımlarda “Anayasal hak olan insan gibi yaşamak ve geçinebilmek için sesimizi duyuralım” dediğini hatırlatan Sarsılmaz, Şekeroğlu’nun bir başka paylaşımında ise “Vatan sevgimizi kimse sorgulayamaz, ancak açlıkla da cezalandıramaz” ifadelerini kullandığını aktardı.
Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi önüne geldiğinde taşıdığı “Para için değil, onurumuz için!” yazılı dövize de dikkat çeken Sarsılmaz, “Ali Şekeroğlu daha ne deseydi?” diye sordu.
Sarsılmaz, “Bu yalnızca bir intihar mıdır?” sorusunu yönelterek, emeklilerin içine sürüklendiği ekonomik koşulların siyasi sorumluluğunun görülmesi gerektiğini savundu.
“YOKSULLUĞUN SONUÇLARI AĞIRLAŞIYOR”
Emeklilerin ekonomik sorunlarının yalnızca mutfak, pazar, kira ve faturalarla sınırlı olmadığını belirten Sarsılmaz, yoksulluğun psikolojik ve toplumsal sonuçlarının da ağırlaştığını ifade etti.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile emekli aylıklarının düşürüldüğünü, seyyanen artışların emeklilere yansıtılmadığını ve milyonlarca emeklinin geçim sıkıntısı yaşadığını söyleyen Sarsılmaz, bu politikaların siyasi iktidarın tercihleri olduğunu dile getirdi.
Sarsılmaz, “Emekli aylıklarını emekliler belirlemedi. 5510 sayılı yasayı emekliler çıkarmadı. Seyyanen artışın çalışan kamu görevlilerine verilip emeklilere yansıtılmamasına emekliler karar vermedi. Bütçeyi, vergi politikasını, sosyal güvenlik sistemini ve kamu kaynaklarının nereye aktarılacağını emekliler belirlemedi” dedi.
“KAYNAK KİME VAR, EMEKLİYE NEDEN YOK?”
Emeklilerin “Geçinemiyoruz” feryadının duyulmadığını ifade eden Sarsılmaz, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmalara da dikkat çekerek, “Kaynak kime var, emekliye neden yok?” diye sordu.
Sarsılmaz, bütçenin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını belirterek, bütçenin aynı zamanda siyasi tercihleri ortaya koyduğunu söyledi.
“Kime kaynak ayırdığınız, kimden vergi aldığınız, ekonomik krizin yükünü kimin sırtına yüklediğiniz ve emekliye nasıl bir hayat sunduğunuz siyasi tercihtir” diyen Sarsılmaz, bu tercihlerin ülkeyi yöneten siyasi iktidara ait olduğunu ifade etti.
“KENDİ YAŞAMIMIZDAN VAZGEÇMEK DEĞİL, ÖRGÜTLENMEK”
Ali Şekeroğlu’nun “Para için değil, onurumuz için” sözünü emeklilerin onurlu yaşam mücadelesinin bir parçası olarak sahiplendiklerini belirten Sarsılmaz, emeklilerin yaşamına son vermesinin çözüm olmadığını vurguladı.
Sarsılmaz, “Bu sözü bir insanın yaşamına son vermesini yüceltmek için değil, yaşayan milyonlarca emeklinin onurlu yaşam mücadelesini büyütmek için sahipleniyoruz” dedi.
Mücadelenin yolunun yaşamdan vazgeçmek değil, örgütlenmek ve birlikte hareket etmek olduğunu söyleyen Sarsılmaz, emekliler, emek örgütleri ve demokrasi güçlerine birleşik, demokratik ve barışçıl mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.
Sarsılmaz açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz sadaka istemiyoruz. Lütuf istemiyoruz. Bir ömür verdiğimiz emeğin ve ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. İnsanca beslenmek, barınmak, sağlık hizmetlerine ulaşmak; çocuklarımıza ve torunlarımıza mahcup olmadan, yarından korkmadan yaşamak istiyoruz.”